Başkanlık

yugoslavia-bw-cropHemen başladılar;

“HDP Erdoğan’a başkanlığı verecek, özerkliği koparacak!”

HDP anında savunmaya çekildi;

“Parlamenter sistemden yanayız...”

........... ve kilitlendik; başka dert yokmuş gibi,

en az üç yıl, bunu konuşacağız.

Ayıp değil mi?

1908’den beri kesintili “parlamenter” sistemdeyiz.

Yarısı sıkıyönetimlidir.

Kalan yarısı da “olağanüstü hal”lidir.

Sisteme bakalım; elli bin Kürt öldürdü,

Sırf 1984’den sonraki “parlamenter sistem”,

40 bin Kürt ve 10 bine yakın asker-polis öldürdü.

Hâlâ... “Parlamenter sistemi gözümüz gibi koruyalım.          

Erdoğan’a başkanlık vermeyelim...” diyeceğiz ha.

Demagojiye, pişkinliğe bak;

Yine HDP göreve,

yine “Kürt memet nöbete”!

Utanma yok, arlanma yok.

Kürtler demokrasiyi kurtaracak.

Nedir, niyedir şu “DEMOKRASİ” abartması...

Daha dün anket yapıldı;

ilgilisi yüzde 5.

Bu toplum bu utanç verici durumdayken,

Kürtler gelsin seni Erdoğan’dan kurtarsın istiyorsun.

Peki, sen ne “...ok”a yararsın?

Bu durumdayken, dönüp HDP’ye “bizi satma” diyorsun,

“Erdoğan’a ezdirme..”

Sen ezdirme kendini.

HDP, “emanet sempati”yi sırtından atmalı.

Demokrasi ihalesine girmemeli,

Türklere bırakmalı.

Ben HDP olsam, çağırırım AKP’yi ayağıma,

“al başkanlığı, ver özerkliği” derim.

Aldığım özerkliği de sonuna kadar kullanırım.

Hatta istersem boşanırım da.

Seni gidi “cumhuriyetçi!” seni.

Sen Kürtlere özerklik veriyor musun, onu söyle.

“Ne mozayiği lan!” demiyorsun ama,

Ucunu bırakıyorsun.

Hani siz bir ara Titocuydunuz, Yugoslav modeline özenmiştiniz.

Ne çabuk unuttunuz zamane cumhuriyetçileri.

Tito’nun ülkesi “özerklik”lerin “özyönetim”lerin birliği,

Tito’nun deyişi ile “kristal küre” idi.

Onun hümanist nefesi ve eşitlikçi felsefesiyle havada duruyordu.

Nefesini kestiler, kristal küre yere düşüp parçalandı.

Var mısın Tito’yu Türkiye’de denemeğe.

Yoksun tabi, korkarsın.

Çünkü senin Kemalist “milli birlik” nefesin kristal küre Türkiye’yi,

havada tutmaya yetmez.

Bunun için diktatörsün.

Bak, Erdoğan da sana geldi,

“Kızıl elmacı” oldu,

“Sevr kapıda” diyorsun ya.

İşte budur diktatörlüğe götüren,

Ha Erdoğan, ha sen...