Seçim

sisecam-grev-bw-cropSeçimi Akp kazandı.

Başka kim kazanacaktı?

HDP seçimde “oy”dan başka hiç bir şey kaybetmedi.

Neyi vardı ki zaten “oy”dan başka, ne kaybedecekti.

Kazandıysa önemli bir tecrübe kazandı.

***

HDP Türkiye Kürdistanı partisidir.

Kobani’ye, Erbil’e giderse, “Türkiye partisi” olmaktan çıkar.

Çıkmıştır da…

“Dışarı” çıktığı veya açıldığı kadar oy kaybetmiştir.

Oy kaybetmesinin önemi yoktur,

Önemli olan, yeniden Türkiye’ye dönmesidir.

***

Akp kazandı, yola devam edilecek.

Yol belli; Türkiye’nin girdiği yol…

Anayasasız, kanunsuz, geleneksiz,…

Akp devleti “yönetmek” derdinde,

Bu nedenle siyasi gerilimi daha da artıracak.

Her tür muhalefeti sindirecek, susturacak.

Dışarıda çuvalladı, kendini içeride kurtaracak.

Ortadoğu’da 1 koyup 10 almaktan,

1 koyup 0,5 almaya ricat etti ama,

kaybettiği o “buçuk” var ya o “buçuk”!

O buçuk için demokrasiyi helak edecek.

Faşizm mi gelecek?

Hayır, ne gerek var?

Çünkü bu devletin şimdilik;

ancak “değişirse” üstesinden geleceği bir sorunu yok.

Sandık tapıncının sonu toplumsal iradeyi,

Marjinal kılmasıdır.

***

Solun yenilenmesi, yeniden yapılanması lazım.

HDP’nin yenilenmesi, yeniden yapılanması lazım.

Türk, Kürt, Laz, Ermeni, Çerkes, Gürcü, Abaza…

Buna vurgu Kürt meselesini sulandırmaya yarar.

Kürt meselesini, bir “laz meselesi” de varmış ve onunla aynı imiş gibi,

İndirgemeye yarar.

Çünkü bunların işçisi var, patronu var…

Sağcısı var, solcusu var.

İpsizi var, hırsızı var.

Her birinin içten içe çıkar temelli, bölünmüşlüğü,

düşmanlaşmışlığı var.

“Gelin canlar bir olalım”la olmaz.

***

Dikkat buyurulmalı.

Akp’nin diktatörleşmesi, keyfileşmesi,

Keyfiyetten değil, zarurettendir.

Zaruret ekonomiktir.

Ekonomi sınıf işidir, sınıflarla döner.

Yeterince dönmüyorsa “zor” ile,

“zor”balık ile döndürülmesi kaçınılmazdır.

Ekonomi aşağı inecek, indikçe;

AKP zorbalığı yükselecektir.

***

HDP solculuk da yapacak mıdır?

Solculuk “mazlum” edebiyatıyla yapılamaz.

Mazlum hiç bir şeydir.

HDP açısından bakıldığında olsa olsa, Ankara’nın Çankaya’sından,

İstanbul’un Moda’sından, İzmir’in Foça’sından,…

mazluma acıma duygusuyla gelen,

liberal-misyoner oyları yardıma çağırır.

Mazlum yine mazlum kalır.

Kürt davasının yükselmesine bak;

Ne zaman “mazlum” olmaktan çıktı,

Yükseliş orada başladı.

***

HDP için yeniden yapılanma…

Bu ciddi bir iştir.

Harala gürele içindeyken yapılamaz.

Bir ipucu olmalı; tutulup çekilmeli, geçmişe gidilmeli,

deneylerden öğrenilmeli.

“Halklar” var diyorsun ya.

İyi işte.

Bir halk diğer bir halkı eziyor.

Her bir halkın kendi içinde ezeni ezileni, sömüreni sömürüleni var.

Halkların kalıcı ortak davası olmaz.

Sınıfların ortak davası olur.

Bir sınıfsal dava, bir halk davasının içine girmez,

Eğer çıkar örtüşmesi varsa, yanında durur.

Duruyor durduğu kadar işte.

Ve ama “emanet” duruyor.

1 Kasım da bunu da gördün…

***

Kürt “özerklik” istiyor. Niye?... kendi davasını gütmek için.

Federe yapılar kuruyor, niye? Kürt ortak davası için.

Türk-Kürt ortak davası yok ama.

Olanı da uydurma ve gerici zaten.

Milli Birlik gibi.

Duydun, Erdoğan 4 yıl sürecek “Milli Birlik Süreci”ni başlattı.

Bu kana kan intikam demektir.

Kendi açısından doğrudur.

Tökezleyen iktidarını kanla ayağa kaldırmıştır.

“Geziyi kapattım” diyor.

Bu şu demektir.

“Kürt –kendine– özgürlük istiyor,

Zorbalığı hakediyor.

Bir daha “gezi” diye başını kaldıran olursa;

Gününü görecektir.

İşten atıldı, işsiz kaldı, grev istedi vs.

Boyunun ölçüsü alınacak…”

Bu HDP ile yakın vadenin görünen riskleri göğüslenemez.

Bu nedenle yeniden yapılanma.

Bugünkü HDP bir şeyi çok yanlış biliyor.

İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yapar,.. bu doğru.

Yanlış olan, bunu geçmişten hiçbir şey devralmadan,

yapacağını sanmaktır.

Şöyle denmiştir: “İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ama kendi keyiflerine göre değil; kendi seçtikleri koşullar içinde değil, doğrudan karşı karşıya kaldıkları, belirlenmiş olan ve geçmişten gelen koşullar içinde yaparlar. Bütün ölmüş kuşakların geleneği, büyük bir ağırlıkla, yaşayanların beyinleri üzerine kabus gibi çöker.” (Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i, Çev: Sevim Belli, Sol Yay., Baskı: 2012, s. 13.)

“Şunu aştım, bunu aştım”la olmaz yani.

HDP yeni dönemi şimdiden düşünmeye başlamalıdır.