Hayat Ağacı (Haziran 2017)

Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Ankara katliamı

cumartesi-anneler-bw-crop19 Ağustos 2015’de “Kürt meselesinin politiği” başlıklı yazıda şöyle demiştik: “Rojava ya da Kobani der demez başka bir siyasi katmana geçmiş oluruz. Rojava Suriye toprağıdır, er veya geç bu sorun Suriye’de çözülecektir. HDP Rojava’ya el attığında Suriye’nin içine karışmış sayılmaktadır. Oysa dünya siyaseti Suriye’nin toprak bütünlüğünü henüz tartışmaya bile açmış değildir. Bunlar HDP’nin yönetmeye talip olacağı alanlar değildir. Rojava’da gelişen bir Kürt devrimi varsa onunla dayanışma içinde olmak elbette mümkün ve gereklidir. Ancak bu türden dayanışmalar davul-zurna ile değil, kılı kırk yaran mekanizmalar üzerinden gerçekleşirse başarılı olur. HDP bu alana duygusal yaklaşarak Türk gladio’suna açık verdi diyebiliriz…”

Buradan düşünmeyi sürdürüyorum.

IŞİD 10 Ekim’de Ankara’da, barış mitingine saldırdı.

100’den fazla katılımcı öldü.

Barış mitingi “seçim”den ötürü HDP’ye destek niteliğindeydi.

Saldırı HDP’ye Batı’dan verilen desteğe idi.

Barış mitingi Türk devletinin Kürtlere açtığı savaşa dur diyecekti.

Saldırı Kürtlereydi.

Saldırıyı yapan IŞİD idi, bu açıktı.

Yaptıran kimdi? Şimdi bunu arıyoruz.

***

HDP genelbaşkanı Selahattin Demirtaş “devlet yaptırdı” dedi.

Biraz aç dediler, açtı;

C.Başkanı Erdoğan’ın devletini gösterdi.

Türk derin devleti ile IŞİD’in ortak işi olduğunu söyledi.

AKP hükümetini işaret etti.

Yadırgandı.

Bir sürü liberal geveze, devletin suçlanmasını istemedi.

“Delilin var mı?” diye soruldu.

***

10 Ekim Ankara katliamı politiktir.

Politik olaylara polisiye bakılmaz.

Polisiye bakarsanız;…..

IŞİD yapmıştır der, geçersiniz.

Veya IŞİD’in yanına PKK’yı koyarsınız.

Halil Berktay kafasıyla bakarsanız;

“HDP kendi kendini bombaladı” bile dersiniz.

Bu saçmalıklar olayın üstüne şal çekmek içindir.

Demek ki işin içinde bir iş vardır!

Bu “İŞ” nedir?

***

Demirtaş’ı yadırgamak Türk devletini tanımamaktandır.

AKP devletini es geçmek; Türk gladiosunu unutmaktır.

Bu hata kaçınılmazdır.

Çünkü; “Erdoğan derin devleti tasfiye etti…

Askeri vesayeti sona erdirdi…

Ergenekon, Poyrazköy Balyoz davaları bunun içindi…”

Sürüyle aklı evvel böyle düşündü, buna inandı.

Şimdi Demirtaş’ın “devlet yaptı” demesine bozuluyor.

***

Önce şuna dikkat edilmeli;

Çankaya’nın “AK’saray”a indirgenip Erdoğanlaştırılması işi sulandırmaktır.

Çankaya Türk Devletinin “kurucu iradesi”dir.

“Kurucu irade” başka, safsata “milli irade” başkadır.

Çankaya “Mili irade” makamı değil, “Kurucu irade makamı” dır.

Kim nasıl çıkarsa çıksın, kurucu iradenin esiridir.

Devletin derin ve sığ, tüm yapıları Çankaya’da kesişir.

Çankaya’ya çıkanın ilk işi derin devlete itimatname sunmak,

“beyaz bayrak” göstermektir.

Ancak böyle “başkumandan” olunur.

Erdoğan da çıkar çıkmaz beyaz bayrak gösterdi.

Gözünüzden kaçtı mı yoksa?........

Gösterelim:

***

Aslında her şey, “Türk ordusuna ‘kumpas’ kuruldu” denildiğinde başlamıştı.

Ama biz daha yakından alalım.

Tarih 20 Mart 2015, İstanbul.

C. başkanı R. T. Erdoğan, Harp Akademileri Komutanlığı’ndadır.

Kürsüden genç kurmay adaylarına konuşmaktadır:

“Samimiyetle ifade ediyorum, eski Genelkurmay Başkanımız başta olmak üzere, birlikte mesai sarf ettiğim için yakından tanıdığım pek çok komutanın tutuklanmasına şahsen gönlüm hiçbir zaman razı olmamıştır. Suçluyla suçsuzun, gerçekle yalanın, doğruyla yanlışın aynı torbaya konularak yürütüldüğü bu operasyonlarla, şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldı. Kurumlarımızın içinde örgütlenmiş, güçlü medya desteğiyle teçhiz edilmiş bir yapının, Türkiye’yi ele geçirmek için yürüttüğü bir kumpasa, bir darbe teşebbüsüne hep birlikte maruz kaldık….”

Dikkat buyurulsun; tek muktedir konuşmaktadır.

TSK’dan özür dilemektedir.

Bu AK bayrak değil de nedir?

***

Devamı elbette gelecekti, Ekim 2015’de geldi de.

Ergenekon davasının baş hükümlüsü, eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ,

davanın yeniden görüldüğü Yargıtay’daki duruşmaya “savunma yapmak” üzere,

davet edilmiş, ancak o çok haklı olarak, “savunma yapmayacağım” dedikten sonra,

uzun bir konuşma yaparak, bu davalar bahanesiyle orduda yapılan geniş tasfiyeden o günkü ABD yönetimini (Bush) sorumlu tutmuştur.

Yetinmemiş; konuşmasının “TAARRUZ” olarak algılanmasını da istemiştir.

Başbuğ’un konuşması ordunun içinedir.

Başbuğ Türk Gladiosu adına konuşmuştur.

***

Ergenekon’dan –derin devletten– özür dilenmesi,

“suçunuz yoktu, bizi bağışlayın” denmesi,

“yaptıklarınızın tümünü onaylıyorum” demektir.

Ergenekon ne yapmıştır?

Unutulmasın, davalarda kendilerine bu konuda tek bir soru sorulmamış olsa bile,

Ergenekoncuların arkasında Kürt sorunuyla bağlı,

19 bin faili meçhul cinayet vardır.

Kürt illerinin yakılıp harabeye, viraneye çevrilmesi vardır.

50 bin ölü vardır.

TSK’dan özür dilenmesi,

Türk Gladiosu’nun Kürt tarihinin onaylanmasıdır.

Bu özür zaten Çankaya’da bulunmanın ve tutunmanın törensel şartıydı.

“Liberal!” Süleyman Demirel de orada; “Rutin dışına sadece devlet çıkabilir”,

diyerek oturabilmişti.

***

Gelelim Ankara katliamına;

Saydam boyutundan bakılınca, “IŞİD yapmış!”

Peki kim yaptırmış?

Besbelli ki Türk Gladiosu yaptırmış.

Suruç’a benzemesi de bundandır.

Türk Gladiosu Kürt savaşını yeniden Suruç’la başlatmıştır.

***

Devlet-Kürt savaşı “savaş” değildir.

Savaşın kuralı, mantığı vardır.

Bunun yoktur.

Çünkü bu kan davasıdır.

Akıl almaz işler mi dönüyor.

Bu nedenledir.

***

AKP ne kadar işin içinde?

Başından dibine kadar.

AKP, IŞİD partisidir.

Yaş hesabı yaparak bakın;

Erbakan göndermiştir:

Bosna’da, Çeçenistan’da, Afganistan’da savaşanların,

Bugün kaçı AKP’den milletvekilidir?

Savaşıp yorulanların,

şimdi kaçı IŞİD ile ticarettedir?

***

10 Ekim katliamı AKP için seçim çalışmasıydı.

Davutoğlu kendi söyledi;

“Oyumuz yüzde 1 arttı” dedi.

Kesin öyledir.

10 Ekim Gladio için ileri bir hamledir.

AKP’yi kazanmış,

Dişini tırnağını AKP’nin etine geçirmiştir.

AKP’yi başından sakatatına Gladio yiyecektir.

Bunu sezen AKP’li AKP’den tüymektedir.

Erdoğan vaziyeti iyi okumuş, doğru ata oynamıştır.

***

Türk Gladiosu yeniden doğmaktadır.

Gladio ancak kandan doğar.

Kürt meselesi kan meselesi olduğu için,

Gladio bugün bir kere daha,

Kürt meselesinden doğmaktadır.

***

İyi fakat Kürt meselesi nitelik değiştirdi.

Irak meselesi, Suriye meselesi, İsrail ve Türkiye meselesi haline geldi.

Rusya- İran meselesi oldu.

Türkiye de facto burnunu bu işe soktu,

burnundan yakaladılar.

Şimdi artık neresini soksa orasından yakalanacak.

Savaş bu…

***

Türk savaşmaz, Türkiye savaşmaz.

Ancak Erdoğan ve AKP ile savaştan kaçamayacağını da adı gibi bildiği için,

Türk Gladiosu savaştan kurtulmak için önce Erdoğan ve AKP’den kurtulmak gerektiğini,

Sen ve ben kadar bilmektedir.

10 Ekim Gladio için de bir “seçim çalışması”dır.

1 Kasım seçimini Gladio kazanacaktır.

***

Barış, hürriyet ve demokrasi…

Buraya kadarmış.

Erdoğan ve AKP gittiğinde,

“Gelecek” olanı görmekte misiniz?

Bir düşünceniz, bir fikriniz var mı?

“Becerip AKP’yi biz gönderelim” diyeniniz var mı?

Gereğini yapacak gücünüz var mı?

Her yenilgiden sonra;

“Bu son yenilgimiz olsun” demekten başka teselliniz var mı?

Sözü uzatmak istemiyorum…