Ukrayna kimin?

Ukrayna’da değil ama başkent Kiev’de iktidar bir faşist sokak darbesiyle el değiştirdi. Devlet başkanı Yanukoviç Rusya’ya kaçtı. Parlamento derhal kurucu rol üstlendi; Avrupa’yı ve NATO’yu yardıma çağırdı. “Ukrayna’nın özeli”dir bu; iktidar kimin elinden kaçtı, kimin eline geçti, bu belli değil. Fakat gelişmenin ana doğrultusu besbelli: İktidarı ele geçirenler Ukrayna’yı hem siyasi, hem de ekonomik açıdan Rusya’dan koparıp Almanya’ya entegre etmek istiyor. Bu nedenle Putin silah gösterdi.

Olay nedir ve nereye doğru gelişecektir?

Bu günün siyaseti bugünün maddi koşullarında şekillenir ama tarihten devralınmamış “bugünkü maddi koşullar” yoktur. Ukrayna olayına bu ışıkla bakmak doğru olur.

Ukrayna kimindir ki?

Bu soru başka ülke ve halklar için anlamsızdır belki ama hiç bir zaman “Ukrayna bizimdir” dememiş olan Ukraynalılar için sorulabilir. “Bağımsızlık” gibi bir hal ve durum Ukrayna’yı bozar! Hatırlayın; Lenin onlara, alın Ukrayna sizin olsun dediğinde (1917) bağımsızlığı ne yapacağını bilememişler, ülkelerini Almanya’ya işgal ettirmişlerdi. Almanya ise zaten yüz yıl var ki; etnik bir iştahla değil, ama “emperyalist bir hak” olarak, Ukrayna benimdir der. Almanya hâlâ o Almanya’dır. Şunu demişlerdi Berlin Duvarı’nın yıkıldığı ayda: “Sosyalizm oradan çekilince Ukrayna bize düşer” (1989).

Bu emperyalist Alman iştahı aslında bütün Doğu Avrupa ve Balkanları içerir ama Ukrayna için daha yoğundur. Eski Avrupa’nın başına bela eski Almanya duvar yıkıldıktan sonra yeniden hortlamıştır. Mitterrand ve Thatcher da zaten bunun olacağından korktukları için duvarın yıkılmasını ve iki Almanya’nın birleşmesini istememişlerdi. Onların kronik Alman korkusu geldi Merkel ile somutlandı. Merkel önce küresel kapitalist krizi kullanarak Güney Avrupayı koparıp Almanya’ya kattı. Kriz devam ediyor; Almanya’nın Avrupa’yı “kendinde” birleştirme politikası da... Şimdi sıra Ukrayna’da. Merkel’in faşist-nazi çeteleri “Alman usulü” bir sokak darbesi ile Kiev’deki iktidarı kurdular. Şimdi en azından “Batı Ukrayna”yı bu fiili iktidar gaspına ikna etmeye çalışacaklar.

Peki bu mümkün müdür?

Mümkün değildir. Birincisi, “tek Ukrayna” hiç olmamıştır. Ukrayna’nın Doğu’su ve Batı’sı vardır. Katolik ve Ortodoks Ukrayna(lar) vardır. Tarım (Batı) ve sanayi (Doğu) Ukraynaları vardır. Batı Ukrayna Avrupa’nın tahıl tarlası iken Doğu Ukrayna Rusya’nın “Karadenizli” kimliğidir.

Şöyle yalınlaştıralım: Bir Almanya Ukraynası, bir de Rusya Ukraynası var. Rusya’nın kendi egemenlik alanlarından kendi isteği dışında çekildiği görülmemiştir. Bu nedenle varsayım olarak Ukrayna ancak bölünürse Batısı Batıya, Doğusu Doğuya gidebilir. “Birlik” halinde bir Ukrayna ise, Doğu’da kalır. Bu nedenle Rusya’nın müdahalesini Ukrayna’nın birliği için müdahale, ABD ve Avrupa’nın müdahalesini de Ukraynayı bölmek için müdahale biçiminde algılamak gerekir.

Kırım’a gelince; Rusya’dır. Birejnev döneminde (SSCB) sağ elden sol ele misali Ukrayna'ya devredilmiştir. Orada “Tatar provokasyonu” iş göremez. Çünkü Kırım fazladan Rusya için felsefi, ideolojik, siyasi bir kuvvettir. Hani denir ya Türkiye’de, “Musul’u veren Diyarbakır’ı da vermiş olur” diye, işte öyledir: “Kırım’ı alan Moskova’yı da almış olur.”

Kalıyor şu soru: NATO bu işi büyütür mü?

NATO Almanya için parmağını oynatmaz.

Not: Haluk Şahin, Tayyip Erdoğan'ın Suriye'de yaptığının tersine, Kırım'a sulanmadığını, Putin-Erdoğan arasında bizim bilmediğimiz özel ilişkilerden dolayı böyle olabileceğini yazmış.

Rusya'nın siyaseti oligarkların tekelindedir. Putin de bunlardan biridir ve onlarca Rus oligark'ın Türk iş adamı ortağı ve bu ortaklıkların Türkiye'de büyük yatırımları bulunmaktadır. Erdoğan ile Putin arasındaki özel ilişkiden bahsedilmesi "rafineri" çağrışımı yapar. Tıpkı "Ananas”ın Uganda ve rafineri çağrışımı yapması gibi.