Yok birbirinizden farkınız, hepiniz aynı soydan, aynı boydansınız

Yıllardır mağduru oynayan Tayyip Erdoğan rolüne devam ediyor.

Eskiden “askeri vesayet” mağduruydu, şimdi “paralel yapı darbesinin” mağduru oldu.

Ortaya çıkan yolsuzluk dosyalarını polis ve savcı değiştirerek bastıran, atadığı polislerin Yargı kararına uymamasını sağlayan Tayyip Erdoğan büyük bir pişkinlikle olaya “17 Aralık Darbesi" adını verdi. Daha sonra da Paralel Yapı diskurunu diline doladı.

Yeni MİT Kanunu Komisyondan geçip Genel Kurula gelmeden önce kendi medyasının 7 bin kişilik dinlenenler vaveylası ortalığı kapladı. O ve medyası aynı pişkinlikle “MİT yasasını işte bunun için çıkarıyoruz” dediler.

Aynı gün Ahmet oğlu Tenzile'den doğma Tayyip Erdoğan ile Tayyip Oğlu Emine’den doğma Bilal Erdoğan arasında (*) 17 Aralık 2013 günü cereyan etmiş telefon muhaverelerinin ses kayıtları ile tapeleri yayınlanınca, Tayyip Erdoğan mağduriyet ve masumiyet frekansını daha da yükseltti.

Dinlemeleri paralel yapı yapmışmış. Hepiniz beraberdiniz. Hepiniz aynı malsınız. Hepiniz aynı soydan, aynı boydansınız. Şimdi kalkmış suç ortaklarınız için “bakın paralel yapı ne kadar kötüymüş” diyorsunuz. Herkesi hepiniz hep birlikte dinlediniz, sorgulara çektiniz, cezaevlerine tıktınız.

'Dinleme ne kadar kötü şeymiş'. Peki madem kötüydü de, yeni MiT yasa tasarınızı niçin sınırsız, fütursuz ve sorumsuz dinleme yetki ve imkânlarıyla donattınız.

MiT tamamen sizin kontrolünüzde olduğuna göre, demek ki siz dinlerseniz mübah, onlar dinlerse günah.

Hem de (yukarıda yazdığımız gibi) o bilmem kaç bin kişiyi dinlerken ve izlerken, o cürümü aynı zamanda sizin adınıza ve sizin çıkarınıza da işliyordu.

Tekrar tekrar Tayyip Erdoğan şakşakçılarının kafalarına çakalım ki, MİT yasanızla dinlemenin de, izlemenin de bin kat daha kötüsünü getiriyorsunuz. Bunu da Türkiye'ye şeffaflaşma ve demokratikleşme olarak tanıtmaktan asla hicap duymuyorsunuz.

Gestapo heveslisi olmayı taraftarlarınıza demokrasi diye tanıtıyorsunuz.

_______________
(*) Kimlik tespitinizin böyle analı-babalı ifade edilmesini yadırgamayın, yarın veya yarın değilse öbür gün, o da değilse, mutlaka bir gün mahkemeye çekildiğinizde yazman kaydınızı mahkeme zabıtlarına böyle yazacaktır.

Ayrıca biz “rûz-i mahşerde hesap vereceksiniz” diyenlerden değiliz. Bu dünyanın hesabının bu dünyada sorulması gerekir deriz. Zira biz “Mahkeme-i Kübra'ya (En Büyük Mahkemeye) inanmıyoruz, meğer siz de inanmıyormuşsunuz, eğer inansaydınız evlerinizde ailecek milyonlarca doları, avroyu, vesaireyi evlerinizde istiflemezdiniz.