Tunus, Kahire, Bingazi... Ya Diyarbakır?

Tunus, Mısır, Yemen, Bahreyn'de yaşananlar ve Libya halkının başkaldırısı ve devamı Arap Dünyasını sarsan olaylar oldu.

Bu gelişmeler sadece Arap rejimlerinin ders alacakları olaylar değil. AKP yöneticileri, başta Tayyip Erdoğan, ayaklanan kitleleri övüp duruyorlar. Kendilerini gamdan, kasavetten, ibretten âzade sanıyorlar. Sanki Tunus, Kahire, Sana'a, Menama, Rabat kentleri bizden çok uzaktaymış gibi.

Başbakan Erdoğan bütün dikkatini, enerjisini 12 Haziran seçimlerinde azami oy almaya ve 367 iskemleyi sağlamaya teksif etmiş durumda. Sanıyor ki, o noktaya ulaşırsa, Anayasayı istediği gibi değiştirebilecek, Başkanlık sistemini getirecek ve 5+5 formülüyle 10 yıl için Çankaya'yı garanti edebilecek.

Oysa bütün bu ereklerine ulaşsa bile, ister Konut'ta, ister Çankaya'da olsun, koltuğunda rahat oturamayacak. Çünkü Türkiye'nin en yakıcı sorunu olan Kürt halkının hürriyet ve adalet mücadelesi sonuçsuz ve çözümsüz durduğu müddetçe ne Erdoğangilin, ne Kemalistgilin vesayet rejimi ayakta kalabilir. Kızılcık'ta epeyce önce yazdık, sorunun nereye gittiğini söyledik. Okurlarımız hatırlarlarsa, dünyada sivil itaatsizlik diye demokratik ve yığınsal mücadele yöntemlerinin yaygınlaştığını belirttik. "Filistinli çocukların başlattığı İntifada'ya övgüler düzersiniz, zaten bir kısmı sokaklarda yaşayan Kürt çocukları taş atarlarsa 'çocukları kullanıyorlar' diye feryat edersiniz" dedik.

Yarın Kürt halkı sokağa çıktığında, onların üzerine tankla, bazukayla, uçakla gidemezsiniz dedik, sivil kitleleri öldürmek gerilla öldürmeğe benzemez, uluslararası topluluk buna izin vermez, çünkü siz Batı camiasının üyesisiniz, NATO'ya, Avrupa Konseyi'ne, AB'ye, AGİK'e mensupsunuz, hemen BM Güvenlik Konseyi toplanır, "ordu bölgeden çekilsin" diye karar alır, uymazsınız, yangın devam eder, sonuçta BM Genel Kurulu bölgeye Barış Gücü göndermeye karar verir. İşte o zaman sizin pek övündüğünüz diplomatik başarınız neymiş –ne kadar da yalnızmışsınız– görürsünüz.

İşte o zaman Kürt ulusunun temsilcileriyle barış masasına oturursunuz. Ama biz olaylar bu noktaya gelsin istemiyoruz, onurlu bir barış olsun istiyoruz, dedik.

Tabii siz bunlara inanmadınız. Arap dünyası ayağa kalktı, gene inanmıyorsunuz. Aklınıza hiç mi "ya Diyarbakır, Batman, fiırnak, Van, şehirleri Tunus, Kahire, İskenderiye, Sana'a, Menama, Bingazi, Rabat olursa" sorusu gelmiyor? Gözünüzün önündeki Hakkâri'yi, Yüksekova dediğiniz Gewer'i nasıl görmüyorsunuz?

İri iri konuşmayın, Arap haklarının başkaldırısına kuru sıkı övgüler düzmeyin, öyle yapmanız için önce kendi avlunuzu düzgün tutmanız gerekir. Arap halkları haklı da, Kürt halkları değil mi? "İşte size TRT 6 açtık, açılım başlattık" gibi elma şekerleriyle onları aldatabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Onlar siyasal eşitlik istiyorlar, topluluk hakları istiyorlar, hak eşitliği istiyorlar. Siz emperyal heveslere kapılmadan, Osmanlı'yı 21 asırda ihya etmeye kalkışmadan önce, devletinizin uyruğundaki Türk ve Kürt toplumlarının eşitliğini tanıyın, Britanya, Belçika, İspanya, İsviçre'de ne varsa o evrensel kuralları ve ilkeleri hayata geçirin.

Vakit çok geç olmadan bunu yapın. Bakın, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ne diyor? "Mübarek, Kaddafi neyse, bizim için de Erdoğan odur" diyor. Hiddetlenmeyin, şiddetlenmeyin bu sözün sahibinin arkasındaki milyonlarca insanın taleplerini ve dinamizmini, düşünün. Bizde demokrasi var deyip, demokrasiyi sandığa indirgiyorsunuz, faşist rejimin koyduğu barajdan medet umarak sandığı da yasaklıyorsunuz, seçilmiş belediye yöneticilerini hapse atıyorsunuz? Hani sizin milli iradeniz? O dediğiniz irade Türk milletinin iradesi, Kürt milletinin değil, Tayyip Erdoğan'la, Kılıçdaroğlu’yla, Bahçeli’yle, devletin sivil ve asker ortaklarıyla bu ülke karanlığa doğru sürükleniyor, çünkü hepsi Kürdistan özgürlük hareketine karşı bir ve tektirler. Yapmayın, etmeyin, Türk halkına da yazıktır, Kürt halkına da. Toplulukları barış ve kardeşlik içinde yaşamanın yolunu açın. Bu yolun evrensel ilkeleri dünyada yüz yıl önce bulunmuştur, pek çok ülkede uygulanmıştır.

İş işten geçmeden siz de onlara uyun. Önce söyleminizi değiştirin, Türk halkını Kürt halkına karşı kışkırtmaktan vazgeçin. Ve barış masasına oturun.