Çıra gibi

R. Tayyip Erdoğan'dan, gerilimi düşürmek için "yumuşak" konuşması isteniyor. "Öfkelenme, sakin ol!" deniyor kendisine. "Toplumbilimci" geçinenlerin, gördükleri "yakın tehlike"ye karşı bulabildikleri tek çare bu.

Peki, siyasal gerilimin dozunu düşürmek için "gerilimin" diğer tarafı olan öfkeli halk kitlelerinin de "yumuşaması" gerekmez mi? Buna bir çareniz var mı?

Gerilimi Başbakan Erdoğan'ın öfkesi yaratmıyor. Aksine, Erdoğan'ın kendisi gerilime öfkeleniyor. Korku'nun öfkesidir bu, ya kaçacak, ya da saldırganlaşacaktır. Toplumsal gerilim bu noktaya geldikten sonra başka çare yoktur.

"Gerilim!" dedikleri de bir kaç çürük yumurta ya da yakına gelip yüzüne bir kaç söz etmekten ibaret. Sanılıyor ki başbakan'ın öfkesi bunadır. Hayır. Azgınlaşan polisine arka çıkması, henüz daha konuşmaya başlamamış olanlardan duyduğu korkudandır.

Gençlerin ya da çocukların ya da kadınların ya da işsizlerin dışa vuran bu sempatik öfkesine siyasette "öfke" denilmez. Asıl "öfke", bu medyatik protestoları seyreden milyonların diş bilemesinde, sıkıp kanattığı avuçlarında, boğazına kadar gelmişken geri yuttuğu, sessiz okkalı küfründedir.

AKP'nin yalan söyleme ve aldatma kapasitesi sınırsız olabilir. Ancak, inandırma kapasitesi, yığınların somut deneyimleri ile yüklendiği bilinç ya da duygu ile sınırlıdır. Gerilim, bu sınırın daraldığına işaret ediyor.

Bu duruma gelinmişse, siyaset hamiledir. Bariz örneklerinden biri, Kürtlerin Türklerden çözüm beklemek yerine Türklere kendi çözüm platformunu sunması, sen çözemiyorsan, al işte, ben çözüyorum demesidir.

Hükümet, sadece kendisine karşı eften püften parlamento içi aktif siyasi muhalefeti değil, toplumu tehdit etmeye başlamıştır. "Herkes yaptığının sonuçlarına katlanır" söylemine geçmiştir. Rejimin Kürt ayağı çökerse, diğer bütün desteklerinin de çökeceğini bildiği için, bugüne kadar hiç oynamak zorunda kalmadığı iktidar kartlarını kullanacağını duyurmaktadır. İnandırmakta zorlandığını korkutmaya sıra gelmiştir. Önemli olan bunun "diktatörlük" veya "faşizm" olmayacağını merak edip tartışmak değil, AKP'yi geldiği yere gönderecek bir siyasetin, elbirliği ile ve erkenden kotarılmasıdır.