Sıcak yaz

1 Mayıs gösterileri, bu yıl dünyanın birçok bölgesinde yıllardan beri olmadığı kadar kitlesel biçimde gerçekleşti. 1990’larda sosyalist sistemin dağılması sonrasında emperyalizmin kurmaya yöneldiği "yeni dünya düzeni" 2000’li yıllarla birlikte dünyanın her yerinde artan ölçülerde kitlesel bir direniş ile karşılaşıyor. Sermayenin küresel saldırısı altında, kazanılmış haklarını yitirip yoksullaşmakta olan işçi sınıfı, emperyalist metropollerde ve orta gelişkinlikteki kapitalist ülkelerde giderek artan bir aktivizm içinde gözükürken, emperyalizmin tahakküm ve saldırganlığına karşı direniş de yaygınlaşıyor.

1 Mayıs 2002, işçilerin ve dünya halklarının emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadelesinin kapsam ve derinliğine işaret eden bir meydan okumaya dönüştü. 1 Mayıs 2002’de Türkiye gündemine damgasını vuran konular arasında, Filistin’de katliam yapan İsrail siyonizmine duyulan tepki, hükümetin IMF güdümünde yürüttüğü halkı soyup soğana çeviren ve toplu işten çıkarmalara yönelen dışa bağımlı politikalardan geniş toplum kesimlerinin duyduğu rahatsızlık, ekonomik ve sosyal hakları savunma kaygıları, Kürt halkının barış ve demokratikleşme talepleri gibi konular ağır bastı. 1 Mayıs’ın resmi tatil günü olarak tanınması talebinin dile getirildiği ve on binlerce kişinin katıldığı gösteri ve eylemler, yine her türlü baskı ve yasaklamaya rağmen Anadolu illerine ve işyerlerine kadar yayıldı. Bu yılki 1 Mayıs törenlerinde sosyalistlerin bölünmüş güçlerinin eskisi gibi ayrı ayrı boy göstermesi kadar, siyasal destek peşinde koşan bazı burjuva muhalefet partilerinin ve Kemalist/milliyetçi grupların da yer yer gösterilerde temsil edilmesi dikkat çekiciydi.

Rejimin önde gelen kişiliklerinin "kontrolsuz öfkeleri", "bozuk sinirleri", "hasta ve düşkün görünümleri" ile güven uyandırmayan bir profil çizdikleri, burjuvazinin istikrar özlemlerinin boşa çıktığı, muhalefet akımlarının güçlenme işareti verdiği bir ortamda rejim krizinin siyasallaşacağı sıcak bir yaz mukadder gözüküyor. Siyasal kriz yörüngesinde gezinen Türkiye’de emek hareketinin ve sosyalistlerin birleşik gücünün bir an önce öne çıkıp siyasal gündemi belirlemesi yönündeki çabalara Kızılcık destek olmayı sürdürecek.