Tefeci bezirgan çelmesi

AKP-Cemaat çekişmesinin sonu ne olur? Önümüzde üç kritik seçim var. On yılı aşan AKP “İstikrar devleti” karşısında Cemaat'in bire bir kendisine ait toplam oy hacminin ciddiye alınacak bir kıymeti harbiyesi yok. Bundan sonra olacağı da yok. Nesi var? Negatif propaganda ve oy derleme kapasitesi var. O kapasite genel seçimde yüzde on baraj marifetiyle AKP'nin hesaplarını yeterince “alt üst” edebilir.

AKP için nerden baksanız korkulur bir perspektif. Nedenlerini bir bir saymamıza gerek yok ama faraza Tuskon denilen Cemaat'e yakın ekonomik ilişkiler ağı, üyelik üzerine değil birazı sıkı, çoğu gevşek bir faaliyet, dayanışma ortaklığıdır. Temel itici gücü ise son on yılın çok daha öncesinden beri toplumda yer edegelmiş bir ekonomik ve sosyal olgudur. Bu bakımdan özellikle gelecek genel seçimi Cemaat kendi tabanının bir hayli ötesinde bir ağırlıkla etkileyebilir ve etkileyecektir. Bunun üstüne Gezi olayından bu yana toplumun her kesiminde yer alan AKP karşıtı birikimleri koyun, Tayyip Erdoğan'ın siyasi geleceğinden kuşkuya düşüp telâşlanması için pekâlâ yeterli neden olduğu bugünden bellidir. Nitekim AKP'nin başının şu sıralardaki uçkun, ABD'ye ve AB'ye de kafa tutar ve meydan olur söylemi, köşeye sıkışan kediyi akla getirmiyor değil.

On yıldan beri süregelen tek parti istikrar devleti onun bunun ağzında yılışık yılışık ifade edildiği gibi alternatifsiz değil. Pekâlâ var alternatifi AKP'nin. Alternatif AKP'nin iktidardan gönderilmesi, Tayyip Erdoğan'a yolun görünmesidir.

Gittikçe ve hızla yakınlaşan bu perspektif yüzündendir ki Tayyip Erdoğan Gezi olaylarından sonra yurda döner dönmez yaptığı gibi Karadeniz kıyı şeridinde oradan oraya tabanı yanmış bilmem ne gibi koşturup birbirinden on beş, yirmi km uzaklıkta 7-8 ilçede topladığı seyyar kalabalıklar karşısında dehşetengiz konuşmalar yaptı, içte dışta kimseyi esirgemedi, attı tuttu. Gelecek dört seçimden ilkine daha üç ay var. (O seçimde baraj yok!)

O ne telaş, gayret ve belâgatti!

Boşuna olabilir de, olmayabilir de. Cemaatin 7 şubat tekmesinden Tayyip Bey'in aldığı yara daha kapanmadı. İç kanamaya doğru işleyip duruyor. Yalnız 7 Şubatı değil Geziyi de hiç unutmayacak. Her ağzını açtığında her şeyden önce Geziye lanet okumadan edemiyor. En çok Geziye garazı var. Orada karşısına çıkanların daha düne kadar bir dediklerini iki etmediği üç beş tarikat adamına hiç benzemeyen bir başkaları, yurdun yaşlarıyla, başlarıyla gerçek sahipleri olduğunu çok iyi biliyor.

O yüzden de en çok “Halkım, halkım!” dediklerinden yiyeceği tekmeden ürküyor.

Tayyip Erdoğan bayağı ürktü, evet. Ama ürktükçe gayrete geliyor. Kafası daha hızlı çalışıyor, dur durak bilmiyor. O arada ergen yaşta bir mahalle çetebaşı gibi ederken de ne için ettiğini bilmediği, sonradan pişman olacağı laflar ediyor. Hedefi belli: Gelecek seçimleri de AKP ile kazanmakla kalmayacak, üstüne bir de AKP'yi kendi adına gasp edecek!

Hedef bu olunca Tayyip Bey geleceğinden emin olmada hani nerdeyse yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmişken, daha altı ay önce “emirlerine muntazırım!” dediği muhterem baş efendinin ekranlarda karşısına çıkıp havalesi tutmuş peygamber bozuntusu gibi ihtilaçlar içinde kendisine lânetler savuruyor olmasına tepesi atmasın da ne olsun?