TKP adının dayanılmaz cazibesi

Sanırım önce Türkiye Komunist Partisi neyi simgelerdi ya da gerçekliği neydi onu konuşmak gerekecektir. Sonra da bir isim üzerinde hak iddia etmek için neler gerekecektir, onları tartışacağız.

Bu satırların yazarı için Türkiye Komünist Partisi bir dönemler bir şekilde ilişkilendiği, TBKP oluşumuyla birlikte bu ilişkilenmenin son bulduğu, uluslararası işçi sınıfı hareketinin Türkiye’deki parçasını simgeler. Yani Marx’ın Manifesto’sundan bu yana işçi sınıfının sınıf savaşımındaki ana aracının bu topraklar üzerindeki adıdır.

Türkiye Komünist Partisi’nin uluslararası işçi sınıfı hareketinin bu topraklar üzerindeki iktidar mücadelesinin bir aracı olduğu bir varsayım tabii ki. Bu satırların sahibi bu varsayımın savunucularından biri. Ancak bu varsayımın herkes tarafından benimsenmediğini de biliyoruz. Ayrıca bu varsayımı savunmak ne Türkiye dahilinde aynı doğrultuda başka araçların olmadığını söylemek anlamına geliyor, ne de bu aracın tüm eylemiyle bu doğrultuda yeterli ve doğru bir perspektif ortaya koyduğu anlamına. Bu araç tarihsel süreç içerisinde doğrusuyla yanlışıyla belirli bir grup tarafından sahiplenilmiş ve yine aynı doğrultuda mücadele eden başka gruplar bu aracın dışında başka isimlerle başka araçlarda yer almışlardır.

İsimler farklı da olsa her yapı bu ülkenin sınıf partisi olma iddiasını taşımış ve bir şekilde diğerlerine eleştirel bir bakışla yaklaşmıştır. Bu eleştirinin sınırı hep değişik olmuştur. TKP ile uzlaşabilirlikten, onu karşı-devrim saflarında görmeye kadar gidebilmiştir. Mesela 1920’de kurulan TKP’nin sonraları Marksist olmaktan çıktığını iddia eden yapılar, adlarına Türkiye Komünist Partisi dedikten sonra Marksist Leninist eki getirme ihtiyacını da duymuşlardır.

NEDEN BU İSİM?

Birincisi, teorinin kendisi "komünist" adıyla daha doğrudan bir ifade buluyor kendisine. İkincisi, ismin başına "Türkiye" gelmesi yine teorinin bizatihi ifade ettiği temsiliyeti simgeliyor. Yani sınıfın bir partisi olur ve o ülkedeki partide o ülkenin adıyla anılır. (Bunun illa böyle olması gerekmediğini gösteren önemli örnekler yok değil, ama genellikle böyle.) Dolayısıyla Türkiye Komünist Partisi adını almak bu ülkedeki sınıf hareketinin temsilcisinin kendiniz olduğunu söylemek anlamına geliyor. Bu, propaganda için önemli bir avantaj sağlıyor. Komünistlere yakınlık duyan kişi ve çevrelerle iletişim kurmakta kolaylık sağlıyor. Komünistler bu konuda ne düşünüyor, ne diyor diye merak edenler için referans olmak kolaylaşıyor.

Madalyonun bir de öbür yüzü var: Türkiye’nin siyasi tarihiyle ilgili. Bu tarihte, TKP adının çağrıştırdıkları arasında bir sürü olumsuzluk da var. Bunların doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmak bu yazının kapsamı içerisinde değil ama, bu olumsuz çağrışımlar nedeniyle TKP adına mesafeli duranları ciddiye almamak olmaz. Kaldı ki, bu çağrışımların, "uluslararası işçi sınıfı hareketinin bu topraklar üzerindeki iktidar mücadelesinin bir aracı" olma iddiasına –80 sonrası yılların teorik, ideolojik, siyasal pratiği bağlamında– oldukça koyu bir gölge düşürdüğünü kendi adıma da belirtmeden geçemeyeceğim. Bu durumda, TKP adını az önce belirttiğim nedenlerin de katkısıyla üstlenmenin, bağcı olmayı üzüm yemeye yeğ tutmaya denk düştüğünü düşünmekten ve sınıf adına hangi davaya daha iyi hizmet edileceğini merak etmekten kendimi alamıyorum.

İSİM HAKKI KİMDEDİR?

Bu soru nerden çıktı demeyin, en fazla gürültü koparan yer burası. Bu isim hakkı bir tüzel kişilik olarak TBKP’ye ait olmakla birlikte, TBKP’nin kendini feshetmesiyle birlikte bu aidiyet de son bulmuştur. Bu süreç içerisinde “K. Birlik” imzalı bildiriyi çıkartan grup, yani TBKP sürecinde TKP içerisindeki muhalif azınlık grubu, bu kimliğe sahip çıktıklarını ifade etmişlerdir. Tabii ki kimliğe sahip çıkma ile isim hakkına sahip olma aynı anlamı taşımıyor. O dönem ya da hiç bir dönem TKP içerisinde yer almayıp da o kimliğe sahip çıktığını söyleyen pek çok yapı var. Bunların bir kısmı da, pekala, ortada TKP ismini kullanan bir yapı olmasaydı bu ismi kullanmak isteyebilirlerdi. Bu iddiada olmalarına karşın, mevcut TKP’nin komünist iddiaya hizmet etmediğini düşündükleri için orda yer almamışlardı. Tıpkı K. Birlik imzasının sahipleri gibi. Tek fark, birileri bir süre içinde yer aldıktan sonra TKP’nin, ismindeki iddiadan uzak olduğunu söylemişlerdir. Yani eleştiri zamanları farklıdır aslında. Birilerine öncelik tanınacaksa, önce eleştirene daha çok öncelik tanınabilir.

TKP’nin feshiyle birlikte eski TKP’lilerden SBP, BSP, ÖDP sürecini yaşayanlar isim hakkının kendilerinde olduğunu iddia edebilirler. Ancak, zannımca, TKP’nin bağlı olmuş olduğu teorinin kendisi SBP ile uzlaşsa bile ve hatta kısmen de olsa BSP ile de uzlaşsa bile, ÖDP ile uzlaşmaz bir karşıtlık içerir, ÖDP kendi kuruluş bildirgeleri, programı, kongre kararları ve tüzükleriyle birlikte bir "ezber bozma", yani bir çeşit reddiye partisi olarak TKP’nin kesinkes reddidir. ÖDP içinde yer alıp –ya da almış olup– TKP üzerinde hak iddia etmek tuhaf bir çelişkidir. Bu yer alış TKP’nin tüm geçmişinin reddi anlamını taşımaktadır. Artık biz öyle değiliz demektir. O halde biz hala –ya da bundan böyle– öyleyiz diyenlere bunu diyemezsiniz deme hakkı, bana sorarsanız, ÖDP içerisinde yer alanlarda yoktur.

Nereden bakılacak olursa olsun, TKP’nin isim hakkı bugün için hiç kimsededir. Bir tarihsel dönem kapanmıştır. Doğrularıyla ve yanlışlarıyla kapanmıştır. Ve aslına bakarsanız, o tarihsel dönem kendini sonradan TBKP olarak da fesheden TKP’nin üzerine kapanmıştır. "Araç" pusulasını şaşırınca, likidasyon kaçınılmaz olmuştur. Dolayısıyla, ismin de içi boşalmıştır. Meseleyle ilgili pek çok spekülasyon yapılabilir. Hareketin merkezinde yer alanlar artık bu süreci bitirmek istemiştir denebilir bir yanıyla: merkezdekiler iddialarından vazgeçtiler diye iddia sahipsiz kalma durumunda değildi. Farklı yerlerde birileri bu iddiayı sürdürdüklerini ifade ettiler. Aslında kimse bir diğerine bu iddiayı sürdüremezsiniz de demedi. Demedi ama, ne zaman iş ismi de kullanmaya geldi, o noktada kıyamet koptu. Kıyamet koparmak, geçmişte yaşamak anlamına da geliyor hala. Oysa uzak geçmişin hayaletleriyle siyaset yapılamaz.

KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİL

Bugün dünyada ve Türkiye’de yeni bir süreç vardır. Bu yeni süreçte tabii ki her şey yeni değildir. Tabii ki her şeyi silbaştan etmeye kalkmak da doğru değildir. Bu süreç yine tabii ki kesintisiz bir hayatın geçmişten bugüne taşıdığı her şey üzerine kuruludur. Bunlardan birinin Türkiye Komünist Partisi’nin adı olduğunu düşünen ve yeni süreci o adla örme idiasını taşımak isteyenler olabilir. Ben şahsen, vaktiyle TKP ile ilişkilenmiş biri olarak, bu adı ve bu iddiayı başkalarının taşımalarında kendi adıma bir kıskançlık duymamakla birlikte, duyabilecek kişilerin ruh hallerini de anlayabiliyorum. Aynı iddiayı şu anda, bu adı almış olanlar dışında taşıyor olanlar olabilir, ya da TKP hiç yasal olmadı biz onu öyle sürdürerek var etmeye çalışıyoruz diyenler de. Böyleleri öfkelenebilirler başkalarının "kendi" adlarına sahip çıkmasına. Ben burda öfkeye yer olmadığını düşünüyorum. TKP adı sahipleri tarafından terkedilmiştir. Hiç kimsenin tekelinde değildir. Kimse de, o günden bugüne, gerçek sahip biziz demenin hakkını vermiş değildir. Birileri gelir ve kullanır o adı. Sorun onu kimin, hangi hakla almış olduğunda değildir. Hayatın kendisi gösterecektir kimin hangi ismi hak edip etmediğini. Sorun bu ülkenin bir komünist partiye ihtiyacı olup olmadığı sorunudur. Böyle bir ihtiyaç varsa bu ihtiyacın nasıl karşılanacağını tartışmak gerekir. Bu ülkede sınıf mücadelesi deneyimini toparlayacak bir yapılanmayı yaratmak nasıl mümkün olacaktır ve kimler buraya güç verecektir? Herkes kendi adına bu soruların cevaplarını bulmak durumundadır. Evet, birileri de bu soruya, biz yapacağız diye yanıt veriyor, biz karşılayacağız bu ihtiyacı diyorlarsa, bence kızmaya ya da üzülmeye hiç gerek yok. Bu iddiadan dolayı sevinmek gerek ilk önce. Sonra yine sormak gerek, biz de benzer iddiayı taşıyorsak bir arada olmak için bir engel var mı diye.

Ne ki böyle bir engelin, bizatihi, TKP adının sahiplenilmesi olabileceğini de düşünmeden geçmemek gerekir. Bu, daha çok, bu adı sahiplenenlerin kendi kendilerine yarattıkları bir sorundur. Zira onlar, yukarıda değindiğim ve bu yazının sınırları içinde ayrıntısına girmediğim nedenler dolayısıyla, o adın çağrıştırdığı olumsuzlukları da yüklenme durumundadırlar.