Açık var

Hükümet, “Türkiye’nin tasarruf açığı var. Yüzde 12,6 ile tarihimizin en düşük seviyesindeyiz” diyerek ulaşamayacağını gördüğü “Orta Vadeli Program” (2014-2016) hedeflerini geriye doğru revize ettiğini açıklayarak önümüzdeki 3 yıl için izleyeceği temel bir politikayı da ortaya koymuş oldu: “Toplam tasarrufları artıracağım”!

Hükümet bunu yaparken, “Halk haddinden fazla tüketim yaptığı için böyle oldu” demeyi de unutmadı.

Hükümet sermaye hükümeti, tamam, ama soldan veya sendikalardan, hükümete muhalif olduğunu söyleyen siyasi partilerden de bir itiraz yükselmedi.

Demek ki AKP hükümetinin ne demek istediği anlaşılmamış. Veya anlaşılmış, ama nasıl itiraz edileceği bilinememiş.

Önce şunu söyleyelim. Bir ülkede tasarrufun artmasıyla gelirin artması arasında bir ilişki yoktur. AKP 2002'de 3 bin dolar kişi başı gelir devralmış, bunu 10 yılda 10 bin doların üzerine çıkarmıştır. Ama 2002'de aldığı yüzde 23 tasarruf oranını da 2013'te yüzde 12,6'ya düşürmüştür. Bir ülke ekonomisinde toplam tasarruf, gelir dağılımı ne kadar bozulursa o kadar artar.

Toplam tasarrufun artması tekellerin mali güçlenmesi demektir. Güçlenen tekel yatırım yapacak, istihdam yaratacak, büyüme ve kalkınma gerçekleşecek.

Toplam tasarruf dengesi (cari açık) 2002’de eksi yüzde 2,9’du. On yıllık AKP politikalarıyla 2011’de eksi yüzde 10'u aştı. 2013'te eksi yüzde 6,8 bekleniyor. Bu durumda hükümet haklıdır; gelir dağılımını biraz daha bozmak gerekir ki toplam tasarruf artabilsin. Türkçesi şudur: Kaynaklar yüksek gelir grubuna aktarılmalı, çünkü onların tasarruf yapma imkân ve eğilimi yüksektir. Düşük gelir grubuna kaynak aktarırsan tüketimi artırır.

AB'nin Gezi Raporu açıkça adını koydu. Türkiye'de gelirin arttığını, isyanın ise Türkiye'nin geliri artarken geliri artmayanlardan geldiğini söyledi. Tasarruf politikası, bu kesimlerin gelirlerini artırmayacak, aksine düşürecek. Sadece, boğazına kadar dış borca batmış TÜSİAD'çıları rahatlatacak.

Böylesi, gelir dağılımı dengesizliğini artırmak amaçlı bir politika, "ileri" yahut "gelişkin" demokrasilerle yürütülemez.

Rahmetli Vehbi Koç halka “yeni ayakkabı alma, pençe yaptır” demişti. Halk onu dinlemeyince Kenan Evren'e, bu halkın hakkından ancak sen gelirsin diye mektup yazmıştı.