THY Grev yasağı ve direniş

Hava-İş sendikası ile THY patronu arasında müzakere edilen 23. Toplu İş Sözleşmesi (TİS) dönemi işçi sınıfına yönelik eşi görülmemiş saldırıları da gündeme getirdi. Son on yılın siyasal iktidarı ilk gününden itibaren sınıfa saldırıda 12 Eylül darbesini aratmazken, bu son saldırıyı 12 Eylül bile yapamadı. TİS prosedürünün her aşamasında THY patronu ile aralarında su geçirmez birlik oluşturarak bu sayede dünyada ve Türkiye'de ilk kez görülen hak gaspları yaşandı. Hava taşımacılığı iş kolunu grev yasağı kapsamına alan yasa değişikliği ILO'yu bile şaşkına çevirdi. Çünkü hem ILO sözleşmeleri açıktan açığa çiğneniyor, hem de dünyada ilk kez Türkiye'de hava taşımacılığına grev yasağı getiriliyordu.

Dava Oyunu Ya da Elli Dokuz Yılın İnkârı

Hava iş kolunda yirmi yıldır grev yapılmadı. 21. Dönem TİS görüşmeleri yapılırken (yürürlüğü 01.01.2007-31.12.2008) grev kararı alındıktan sonra TİS imzalanabilmiştir. Bu dönem TİS süreci 14 ay gecikmeye uğratılmış (yürürlüğü 01.01.2011- 31.12.2012 olacak), sendika ancak 2 Şubat 2012 tarihinde THY patronu ile müzakere masasına oturabilmiştir.

THY patronu iktidardan aldığı güçle yasaları ve yarım yüz yılı aşan uygulamayı yok saymaya çalışarak süreci 14 ay geciktirmiştir. 1963'den bu yana TİS yasasında (275 ve 1983'te çıkan 2822 sayılı yasalar) hava taşımacılığı ayrı bir işkolu olarak düzenlenmiştir. O günden bugüne kadar THY'nin bu işkolunda olduğu Bakanlıkça 59 yıldır kayıt altına alınmış ve 22 dönem yapılan TİS'lerle de belgelenmiştir. THY patronu bu belgelere rağmen hava taşımacılığı işkolunda olmadığı iddiasıyla Hava-İş'in bakanlıktan aldığı yetki belgesine mahkemede itiraz etmiştir. Bununla, kasıtlı olarak TİS sürecini uzatma hilesine başvurulmuş, bakanlık seyirci kalmış, mahkeme davayı reddetmemiştir. Eninde sonunda iş mahkemesi THY'nin gıda, tekstil vb. değil hava taşımacılığı işkolunda olduğuna karar vermiştir. Hızını alamayan THY patronu bu sefer de sendikanın % 50 + 1 işletme barajını aşamadığı iddiasında bulunarak süreci uzatmaya çalışmıştır. Bu engeli de aşan sendika 14 ay sonra 02.02.2012 tarihinde müzakere masasına oturabilmiştir. 19.03.2012'de sendika uyuşmazlık tutanağı tutarak arabulucu atanmasını istemiştir. Bu aşamadan sonra grev kararı alınacağı için THY patronu arabulucuya itiraz ederek grev kararını geciktirmek istemiştir. Nitekim mahkeme 4 ay sonraya gün vererek fiilen grev kararını geciktirmiştir. (Atanmış arabulucuya itirazı kabul yetkisi olmadığı halde; ve böyle bir dava ilktir.) Böyle bir hilenin sendika tarafından kolaylıkla aşılabileceği düşünüldüğü için siyasi iktidarın, sürece müdahale etmekten başka bir çaresi kalmamıştır. Yoksa grev kararı kapıya dayanacaktır. Böylelikle dünyada ve Türkiye'de ilk kez bir grev uygulama ihtimali, iş kolunu grev yasağı kapsamına alan yasa değişikliği ile saf dışı bırakılmıştır.

Bakanlar Kurulu kararıyla başlayan grevi bile yasadaki süre kadar erteleme gaspının örneği vardır, ama yasayla yasak kapsamına almak ilktir. Kamuoyunu yanıltmakta ustalaşanlar durum hiç böyle değilmiş ve son derece normalmiş gibi ele alarak Çalışma Bakanından Başbakana kadar ezcümle “ …ülkemizin yüz akı şirketin ve toplumun menfaati için grev yasaklanması normaldir.” demiş, hatta İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin grevi yasaklayan yasa için, “Türkiye'nin yüz akı bir kurumun grev uygulaması nedeniyle başarısının engellenmesine izin vermezdik.” diyerek yasağın amacını ve arkasındaki zihniyeti daha açık bir şekilde ifade etmekte beis görmemiştir.

Grev Kırıcılığı Yetişmedi Yerine Grev Yasağı

Tam 17 aydır belirtilen hileli hukuki yollara başvurularak geciktirilen THY Toplu İş Sözleşmesinin en önemli talebi ücret artışı maddesi değildir. 2007 yılından bu yana THY'nin filo sayısı üç kat artarken çalışan sayısı aynı oranda artmadığı için (% 50 artmış) çalışma koşulları olağanüstü ağırlaşmış, daha önceki TİS'de bulunan ve çalışma koşullarını düzenleyen hükümleri THY patronu ihlal etmeye başladığı için, yeni dönem TİS teklifinde en çok bu alan düzenlemeleri öne çıkartılmıştır. Bunlar için sendikanın grevi göze alacağını düşünen (ve de topladığı bilgilerden bu sonuca varan) THY patronu (2007'de grev kararı alındığı için TİS'i imzalamak zorunda kaldığını da unutmamıştır) siyasi iktidarla kol kola bu süreci durdurmaya çalışmıştır.

Mahkeme oyunları ile TİS sürecini uzatmaya çalışmanın asıl nedenlerinden biri de siyasi iktidarın 12 Eylül ürünü sendikalar yasası ve TİS yasasını (2821-2822 sayılı yasalar) güya değiştirme girişimidir. Toplu iş ilişkileri yasası adıyla hazırlanan taslak TBMM'ye ineceği gün Çalışma Bakanı'nın TOBB ve Türk-İş temsilcisi ile görüşerek yasa taslağının 64. Maddesinde sadece hava taşımacılığı iş kolunu ilgilendiren kritik bir değişiklik yapılıyor. Bu değişiklikle, “… İşveren grev sırasında faaliyetin %40'nı sürdürebilir. Bu durumda çalışacak işçilerin sayısı, niteliği ve çalışma yerleri, işyeri ve işletmede çalışan işçi sayısına göre işverence belirlenir.” Düzenlemesi yapılarak özel olarak THY patronuna dünyada ilk kez yasayla grev kırıcılığı yetkisi verilmek istenmiştir. Bu tasarı TBMM komisyonunda aynen bu hali ile kabul edilerek mecliste müzakereye açılmak üzere sıraya konmuştur. Ancak, TİS süreci her an grev aşamasına gelebileceğinden, yasa tasarısı yetiştirilememiş, THY patronu da apar topar devreye girerek AKP milletvekillerine işin yakıcılığını hatırlatmıştır. AKP İstanbul Milletvekili Metin Külink öncülüğünde bir grup milletvekili, “ Korsan taksiler, otopark mafyası ve itfaiye erleri” için düzenlenen torba kanun teklifine 2822 sayılı TİS yasasının 29. Maddesinin grev yasağı olan işlere “Hava taşımacılığı” ilavesini yaparak grev yasağını bu işkolunda kanunlaştırmıştır.

Toplu iş ilişkileri yasa tasarısındaki grev kırıcılığı yetişmeyince, 12 Eylül'ün bile silah zoruyla yapamadığı, bu iş kolu için grev yasağı THY patronunun imdadına yetiştirilmiştir. Bu yasa, bu işkolunda dünyada ilktir. Altına imza atılan ILO sözleşmesinin 87 ve 98 sayılı sözleşmesine aykırı olduğu gibi Anayasanın 90'ıncı maddesine de aykırıdır.

THY işçisi grev hakkı olmadan sorunlarını çözemeyeceğini ve dişe dokunur bir TİS yapamayacağını bildiği için 29 Mayıstan bu yana meşru direniş hakkını kullanıyor. THY patronu ise boş durmayarak yasadışı grev yapıyorlar yakıştırması yaparak 305 THY işçisini yasaları hiçe sayarak cep telefonundan SMS çekerek işten attığını açıkladı. Başbakan ve bakanlar ağız birliği yaparak, “… Milli ekonominin çıkarı ve toplumun huzuru için …” diyerek olup biteni savunmuştur. THY yönetim kurulu başkanı Hamdi Topçu ise baklayı ağzından çıkararak “hava taşımacılığında sadece THY'de sendika var” diyerek gerçek niyeti dile getirmiştir.

Sıra Kimde Ve Nede?

THY patronu ile anlaşamayan sendika grev yasağı nedeni ile yasanın tanıdığı sürede TİS yapamadığı için 06.06.2012 tarihinde TİS yapılması için (işkolu yetkisini kaybetmemek için) YHK (Yüksek Hakem Kurulu)'na müracaat etmiştir. Kamu çalışanları da yasal sürede anlaşamadıkları için toplu sözleşmelerini Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna göndermişlerdi. Sonuç: % 4 + 4'lük ve hak kaybına neden olan bir TİS'tir. YHK kurulundan THY çalışanları için daha ağır kayıpların olduğu bir TİS'nin gelme ihtimali yüksektir.

Grev yasağı olduğu için akıbetin böyle olacağını bilen THY işçisi 29 Mayıstan bu yana grev yasağının kaldırılması için direnmektedir. KESK, DİSK, TÜRK-İŞ ve TMMOB direnişteki THY işçilerine destek ziyareti yaptılar ve basın açıklamaları yolu ile de grev yasağını protesto ettiler. Hava-İş sendikasının da içinde yer aldığı SGBP (Sendikal Güç Birliği Platformu) da aynı minvalde tutum sergiledi. Alınan böyle bir tutumla iktidarın geri adım atacağını sanmak saldırının amacını ve THY ile sınırlı kalamayacağını en hafifi ile görmemektir.

THY işçisine yapılan bu saldırı savuşturulamaz ise hak gaspları süreci hız kazanacaktır. Yeni yasaklar devreye sokularak sınıf ve sendikal hareketin tam denetim altına alınmasında önemli mesafe kat edilerek sermayeye dikensiz gül bahçesi hazırlanacaktır. Kıdem tazminatının fona devredilme süreci hızlanacak, özel istihdam büroları geciktirilmeden devreye sokulacaktır. Siyasi iktidarın Ulusal İstihdam Stratejisi eylem planı önündeki engeller kaldırılarak hayata geçirilecektir.

Çalışma Bakanı'nın ve ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı'nın her fırsatta '657 sayılı kanun yaşlanmıştır, emekli edip değiştirelim' demeleri bundandır. 657 sayılı kanuna karşı yasa taslağı hazırdır ve en uygun zamanda meclise inecektir. Taslağın geçici 11. Maddesine göre “… Personelin grev kararı vermesi, bu yolda propaganda yapması, herhangi bir grev veya grev teşebbüsüne katılması, grevi desteklemesi yahut teşvik etmesi yasaktır.” düzenlemesinin yer alması ne yapılmak istendiğine açık kanıttır.

Yapılanlar ve hemen ulaşılabilecek kanıtlar ve hazırlıklar bize göstermektedir ki, siyasi iktidarın hedefinde işçi sınıfının tamamı, sendikal hareket ve kazanılmış hakların kalanının eksiksiz tasfiye edilmesi vardır.

Şimdi, siyasi iktidarın bu oyunu ya bozulacak ya da sınıfa saldırının ardı arkası kesilmeyecektir. Eğer THY işçisinin direnişi, 23 Mayıs 2012'de KESK ve KAMU-SEN'in birlikte yaptığı genel grev tekrar edilir, DİSK ve TÜRK-İŞ genel grev ilan edip, TTB, TMMOB gibi emek yanlısı kuruluşların desteği ile birleştirilip böyle bir cephe ile mücadele örülebilirse bu süreç durdurulabilir. Burada en büyük sorumluluğun sosyalistlere düştüğünü söylemek bile fazlalıktır. 12 Eylül'ün silah zoruyla yapamadığını yapmaya kalkanlar sadece bundan anlar. Bu, bugünün 15-16 Haziranıdır. Alternatifi sadece çıkmaz sokak değil, daha fazlasıdır!...