Bu Böyle Devam Edemez

İşin tadı kaçmadı mı artık?

İkide bir, İstanbul'da, Hakkari'de, Diyarı Bekirde, tazyikli sulu, zehirli gazlı, coplu, dişlerine kadar silahlı, boylarınca kalkanlı polisler ve yerlerde sürüklenen, zorla polis arabalarına sokuşturulan insanlar… Kurun-u vustâ'dan savaş sahneleri!

Ne oluyoruz?

Bir yanda bu ülkenin işçisi, eğitim emekçisi, HES karşıtı köylüsü, yarı aç yarı tok emeklisi, en olmayacak bahanelerle hapse atılıp orda en az koca bir yıl tutuklu kalan gençler, Kürt özgürlük hareketini yıldırma ve bölme operasyonları… Öbür yanda giderek sertleşen çatışmaları, çarpışmaları sanki olağan bir şeymiş gibi seyreden her yaştan ve baştan milyonlarca yurtdaş. Acaba ne düşünüyor?

AKP hükümeti ve onun kolluk kuvvetleri de (AKP'nin mi, yoksa TC devletinin mi kolluk kuvvetleri olduğu artık hiç farketmiyor) söylenecek sözü, dile getirilecek talepleri, haykıracak öfkesi olan herkese, her yurtdaşa haddini bildirmeyi gitgide artan bir heves ve şevkle, kimi zaman hiç de gözlerden kaçmayan bir acayıp kinle iş edinmiş görünüyor. Döverek, bayıltarak tazyikli su ile sersemletip sert kış koşullarında perişan edip yerlerde sürükleyerek, tekmeleyerek, elini kolunu kırarak, hasta mıdır, sağlıklı mıdır demeden genzine, ciğerlerine zehirli gaz doldurarak … Arkalarında, her makul insanın önce hayret, sonra tepki ile karşıladığı, gaipten kopmuş gelmişe benzeyen ucube bir içişleri bakanı var.

Halkın oylarıyla seçilmiş ona yakın milletvekili TBMM'de söz ve oy hakları gaspedilmiş olarak Cemaat savcıları ve yargıçlarınca inadım inat hapislerde tutulurken, eğitim reformu adı altında ülke çocuklarının ve gençlerinin emek gücünü ve geleceğini dünya kapitalizminin ipoteği altına almayı amaçlayan bir yasayı çıkarmak için Meclis'te komisyon basmak, muhalefet milletvekillerinin söz ve oy hakkını göz göre göre iptal etmek AKP milletvekillerine serbest, eğitim emekçilerinin “eğitim reformu” denilen dayatmayı meydanlarda eleştirmeleri ve protesto etmeleri YASAK!

AKP'nin başı Başbakan nerde bir kürsü görse üzerine çıkıyor, sanki bir meydan muharebesi kazanmış da ülkeyi işgal altına almış muzaffer kumandan edasıyla konuşuyor, herkesi uluorta edebe ve itaate çağırıyor.

Nereye gidiyoruz?

Bu böyle sürgit devem edemez. Etmez.

Ya en temel hak ve özgürlüklerinin alenen gaspına itirazlarının hiç bir demokrasi ve hukuk anlayışıyla bağdaşmaz aşırı bir şiddetle muttasıl bastırılması karşısında ülke insanları pes edecek ve ondan sonra, bilinmeyen bir tarihe kadar, başlarındaki yöneticilere hamdü sena eden, hadlerini bilen edepli uslu, dini bütün, itaatkar nesiller olarak yaşayacaklar, ya da başlarına musallat yöneticiler bir gün, bir yerde, bir şekilde ipin uçunu kaçırıp başlarını duvara çarpacaklar.

Birinden biri.

Siz bilirsiniz…