"Kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza, Suriye'ye bakın"

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, "kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza, Suriye'ye bakın" dedi.

Mehmet Görmez bu konuşması ile sosyal medyada eleştiri bombardımanına tutuldu. Diyanet İşleri Bşk. bu sözleri nerede sarfetti dersiniz?

“Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi“ adlı konferansta.

Diyanet İşleri Başkanlığı yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada Görmez'in sözlerinin çarpıtıldığı savunuldu.

Açıklamada “Prof. Dr. Mehmet Görmez'in kadına karşı şiddeti reddeden, kadına karşı her türlü ayrımcılığı ‘en kötü ırkçılık’ ilan eden 20 dakikalık konuşmasında BM'nin insan hakları, kadın hakları ve çocuk hakları gibi konularda artık inandırıcılığını kaybettiğini ifade etmek için söylediği bir cümleden, kadın aleyhtarı bir yargı ve düşünce üretmek hiçbir iyi niyetle bağdaştırılamaz” denildi.

Mehmet Görmez'in sözlerine AKP ileri gelenlerinden Hüseyin Çelik “Diyanet İşleri Başkanı' na katıldığını” açıkladı.

Sözümüz Kemalistlere ve bilumum ulusalcılara: Biliyoruz, Diyanet İşleri Başkanının böyle demesine çok kızdınız. Belki aranızda “Bu adam istifa etsin” diyen bile olmuştur.

Ama bu zihniyetle siz dinsel gericiliğe karşı mücadele veremezsiniz. Çünkü sorun kişide değil sistemdedir.

Yani o sistemde “Diyanet İşleri Başkanlığı” diye bir kurumun var olmasındadır.

Sizlerin laikliği işte bu kadar: Çağdaş bir devlette böyle bir kurum olamaz. Ulu Önderiniz Atatürk dini kontrol altına almak için böyle bir kurum icat etmiş. Şimdi o kurum toplumu teslim almak isteyen dinsel gericiliğin avadanlığı olmuş. Bütçesi onbir bakanlığın bütçesinden daha büyük. Bu bakanlıklar arasında Sağlık, İçişleri, Dışişleri, Sanayi ve Teknoloji, Çevre Bakanlıkları da var.

Din hiyerarşisi devlet hiyerarşisi olamaz. Müftülükler, imamlar, vaizler, müezzinler devlet görevlisi olamaz. Bunun adı laiklik değildir, sekülarizm değildir.

Bu bakımdan Diyanet İşleri Başkanı ve hiyerarşisi ne deseler, bu topluma müstahaktır. Kemalistlere de müstahaktır. Çünkü onlar devletin kendisidirler.

Biz bugüne değin hiçbir Kemalistin “Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin, çünkü devletin dini olmaz” dediğini işitmedik. Yakın zamanlara kadar sokaklarda “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye haykıranların teki bile “Diyanet lağvedilsin” demediler.

Bize dinin bir devlet kurumu olduğu tek bir çağdaş ülke gösteremezsiniz.

Türk Diyanet İşleri Başkanı'nın sözlerine Türkiye'de ilk tepki Kürt kadınlarından geldi. 2005'den bu yana mücadele veren KJB (Koma Jinên Bilind= Yüksek Kadın Topluluğu) Koordinasyonu şu açıklamayı yaptı:

“Ortadoğu'da temel bir sorun olan toplumsal özgürlük ve eşitlik temelinde inşa edilmesi gereken demokratikleşme mücadelelerine ve taleplerine dönük gözü kara bir katliam ve şiddet politikaları devrede tutulmaktadır” diyerek başladığı açıklamasında KJB, Batı Kürdistan, Suriye ve Mısır'da yaşanan katliam ve şiddet olaylarının kabul edilemeyeceğini belirtti.

“Ancak kınamak ve kabul etmek yetmemekte, bu katliam ve şiddet politikalarının ve uygulayıcılarının kimler olduğunu da ortaya koymak, açığa çıkarmak ve hesap sormak gerekmektedir” diyen KJB, bunun kadar bu politikaların uygulayıcıları planlayıcıları ve destekleyicilerinin de teşhir edilmesi gerektiğini belirtti. Görmez'in kadına yönelik katliam ve şiddeti adeta öven, kadını insandan saymayan son açıklamasının bunun bir örneği olduğunu kaydeden KJB, sadece kadın örgütleri değil kendisine 'insanım' diyen herkesin bu zihniyet ve söyleme karşı çıkması gerektiğini belirterek devamla şöyle dedi: “Görmez aslında sadece kendi fikrini değil, Ortadoğu'yu kan ve şiddet sarmalına çeviren erkek egemenlikli zihniyetini de, fikrini de ortaya koymuştur. Görmez, kadını insandan saymadığını, kadına yönelik şiddetin varlığını kabul etmediğini itiraf etmiştir.

Bu zihniyet, Rojava Kürdistan'da, Suriye'de yaşanan katliamların sorumlularının, insanları her türlü vahşi yöntemle katledenlerin beslendiğ i zihniyettir. Bu zihniyet 'kadın da olsa, çocuk da olsa gereken yapılır' diyen ve Roboski Katliamı'nın önünü açan bir ülkenin Başbakanı'nın beslendiği zihniyettir. Bu zihniyeti ve sahiplerini kınamak ve mücadele etmek ise en temel insanlık görevi olmaktadır. Görmez'in soyadı buna uygun olsa da, bugün başta özgürlük, demokrasi ve eşitlik mücadelesini yürüten kadınlar, tüm ezilen halklar ve toplumsal kesimler bu katliamları 'görmez'den gelmeyecek, 'göz' yummayacaklardır. Erkek egemenlikli sistemin bu duayenlerini reddedeceklerdir. En temelde de kadının, halkların alternatif demokratik, özgür, eşit toplumsal sistemini inşa mücadelesini yükselterek gereken cevabı vereceklerdir. Erkek egemenlikli sistemin kurnazca 'hem katledip, hem de kendi dışında suçlu arama' politikalarına karşı kadın hareketleri ve demokrasi güçlerini bu temelde bir kez daha ortak mücadeleyi güçlendirmeye çağırıyoruz.”