21. yüzyıl sosyalizmi (Dr. Hassan Harfo)

Avrupa'da sosyalist bloğun çöküşü yalnız uluslararası güç dengesine değil, uluslararası komünist hareketin ideolojisine de olumsuz etkide bulundu. Burada bunu tartışmaktan çok, sosyalizmi kurarken uyulması gereken bazı temel ilkeleri dile getirmek istiyorum. Aynı zamanda eski sosyalist ülkelerde sosyalist gelişimin belirlenmesine götüren bazı noktalar üzerinde durmak istiyorum. Bu deneyimlerden ders çıkarmak, sosyalizmin sağlam temeller üzerine kurulmasına giden güvenli bir yolu garantiler.

1. Üretim araçlarının ortak mülkiyeti, özellikle endüstri ve altyapıda (perakende dağıtım ve bazı hizmetler hariç) mülkiyetin temel biçimi idi ve öyle de olmalıdır. Geçmiş deneyimde sosyalizmi inşa ederken özel sektörün rolü tamamen ihmal edildi. Bu yanlıştı.

2. “Anonim şirketler ve kooperatifler” sosyalizmini savunanlar ve üretim araçlarının ortak mülkiyetini önemsemeyenler partimizde pek destek bulmuyor. Bu görüşü savunanlar, kapitalistler ile çalışanların, her iki tarafın da çıkarına olacak biçimde ilelebet işbirliği yapacaklarına inanıyorlar. Burada şunu vurgulamalı: 1989'da karşı-devrimin zaferinden sonra sağcı hükümetler devlet işletmelerini "kupon özelleştirmesi" dedikleri yolla özelleştirmeye başladılar. Her yurttaş nominal değeri 1000 kron olan hisselerden alabilecekti. Sonuçta Çek Cumhuriyeti hissedar sayısı bakımından dünyada ilk sıraya çıktı. Fakat yanıtlanmayan bir soru var: Bu hissedarlara ne oldu? Bu yolla sistem kapitalizmden sosyalizme mi dönüştü? Bir çok hissedar paylarını yatırım fonlarına satmak zorunda kaldı. Bu fonların hisse alım-satımından kâr yapmaktan başka bir amaçları yoktu ve bu da işletmelerin üretim ve ticari sonuçlarının gerilemesine ve çöküşlerine yol açtı. Hisselerin çoğunluğunu elde tutan ve yönetim kurullarına hakim olan hissedarlar muhasebe işlemleriyle oynayarak işletmelerin zarar ettiğini gösterdiler ve böylece hem vergi ödemediler, hem de küçük hissedarlara kâr payı dağıtmadılar ve onları hisselerini büyüklere satmak zorunda bıraktılar. Başka bir deyişle, yaşananlar, ki yalnız Çek Cumhuriyetiyle sınırlı değil, kapitalist bir toplumda hisse paylaşımlı şirketlerin kapitalizmden sosyalizme geçişin bir yolu olamayacağını gösterdi.

3. Komünistlerin zaferi ve siyasal iktidarı ele geçirmeleri olmaksızın sosyalizm inşa edilemez. Bu bir gerçek. Başka bir gerçek de, sosyalizmin yurttaşların çoğunluğunun çıkarına olacağına komünistlerin inanmaları. Demek ki, sosyalizmin inşası çoğunluğun temsilcilerinin zaferine ve siyasi iktidarı kazanmalarına dayanmakla kalmamalı, bu çoğunluğun sosyalizm isteğinin ve sosyalizmin inşası ve sonuç alma yöntemleriyle mutabakatının sürmesini de temel almalı. Çekoslovakya Komünist Partisinin öncü rolü aslında Lenin'in hiç kasdetmediği bir biçimde bürokratik yöntemlerle kabul ettirildi. Partinin öncü rolünün çarpık anlaşılması ve sergilenen pratik, siyasal çalışmaya ve halkın özellikle yönetimdeki partinin siyasal ve ekonomik yaklaşımlarına desteğini kazanmaya karşı genel bir ilgisizliğe yol açtı. Pratikte olan şuydu: Okul müdürü, fabrikada ya da devlet aygıtında bir bölümün başı, planlama komisyonundaki bir başkan, polis ve ordudaki subaylar, sendika başkanı, öğrenci birliği başkanı, radyo ve televiyondaki bir birimin başı, vb. bir komünist olmalıydı. Partinin ideolojisine inanmayan bir sürü oportünist, kariyer peşinde koşan kişi, kişisel amaçlarına ulaşmak için partiye girdi. Bunlar siyasal ve ekonomik yaşamın her alanında hakimiyet kurdu. Bunlar işin sonucuna yalnızca formalite icabı, işlerini kaybetmeyecek kadar özen gösteriyorlar ve işin acı gerçekleri saklayan resmi tarafıyla ilgileniyorlardı. Siyasal ve ekonomik rejimin değişmesinden sonra parti üyelerinin %15 kadarı partide kaldı. Diğerleri ya Partiyi terketti ya da karşı-devrimci dönemde siyasal iktidarı elinde tutan partilere geçtiler. Eğer Sovyetler Birliği’ne siyasi, askeri ve güvenlik açısından bağımlılık olmasaydı, tüm bunlar olmayabilirdi. Emperyalistler yetmiş yıl boyunca bir an bile Sosyalist Sistemi yoketmekten başka bir şey düşünmedi. Macaristan'da silahlı karşı-devrimle, Çekoslovakya'da partide kilit mevkileri ele geçirerek, Polonya'da sendikalarla bunu denedi. Başarılı olamayınca Avrupa'daki bağımlı sosyalist sistemleri yok etmek için Moskova'daki sosyalizme darbe indirmeleri gerektiği sonucuna vardılar. Bunu yaptılar ve başarılı da oldular. Sosyalist, fakat bağımsız devletler arasında işbirliği, sosyalizmi 21. Yüzyılda kurarken gözardı edilmemesi gereken derslerden biridir.