'Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı'ya önsöz'den (Karl Marx)

“...Nerededir öyleyse Almanyanın kurtuluşunun olumlu çıkar yolu?

Kökten zincire vurulmuş bir sınıfının, sivil toplumda olup da sivil toplumdan olmayan bir sınıfın; bütün zümrelerin dağılması demek olan bir zümrenin; çektiği evrensel çileden ötürü evrensel bir karakter kazanan, belirli bir haksızlığa değil, hepten haksızlığa uğradığı için belirli bir hakkın davasını gütmeyen, beratını tarihten değil, sadece insanlığından alan, Alman siyasi düzeninin sonuçlarına tek-yanlı bir muhalefetle değil, bu düzenin temel varsayımlarına toptan muhalefetle karşı çıkan bir kesimin; ve nihayet, toplumun bütün diğer kesimlerinden kendini kurtarmadıkça ve böylelikle toplumun bütün diğer kesimlerini de kurtarmadıkça kendini kurtarması mümkün olmayan, tek kelimeyle, insanın tastamam yitirilişi olduğu için kendini ancak insanın tastamam yeniden-kazanılmasıyla bulabilecek olan bir kesimin ortaya çıkışında. Toplumun belirli bir zümre olarak bu çözülüşü, proleteryadır.

Almanya’da proleterya, gelişen sanayi hareketinin bir sonucu olarak belirmeye başlamıştır. Çünkü proleteryayı meydana getiren, kendiliğinden oluşan yoksullar değil, suni olarak yoksullaştırılan insanlardır; toplumun ağırlığı altında mekanik olarak ezilen insan yığınları değil, toplumun, en çok da orta tabakanın, zecri çözülüşünün ortaya saldığı yığınlardır...

Proleterya, bugünedek varolagelen dünya düzeninin dağılışını haber vermekle, kendi varlığının sırrını ilan etmekten başka bir şey yapmamaktadır, çünkü proleterya o dünya düzeninin dağılışının ta kendisidir. Proleterya, özel mülkiyetin inkarını talep etmekle, sadece, toplumun onun (proleteryanın) ilkesi kıldığı bir şeyi, kendisinin dahli olmadan toplumun olumsuz sonucu olarak onun yapısına sokulmuş olan bir şeyi, toplumun bir ilkesi kılmaktadır. O halde proleterya, kurulmakta olan dünya üzerinde kendisinin hak sahibi olduğunu görmektedir: ata atım der gibi halka halkım diyen Alman kralının bugüne kadar var olmuş olan dünya üzerinde hak sahibi olması gibi.Kral, halkı özel mülkü ilan etmekle, özel mülk sahibinin kral olduğunu ilan etmekten başka bir şey yapmamaktadır.

Nasıl felsefe maddi silahını proleteryada buluyorsa, proleterya da manevi silahını felsefede bulur. Düşüncenin şimşeği halkın bu soylu toprağına bir kere düştümüydü, Almanların kurtuluşa varıp insan olmaları gerçekleşecektir.

Sonucu özetleyelim:

Almanya’nın pratikte mümkün tek kurtuluşu, insanı insanın en yüce özü ilan eden teorinin öngördüğü kurtuluştur. Almanya’da Ortaçağ’dan kurtulmak, ancak, Ortaçağ’a karşı kazanılan parça bölük zaferlerden de kurtulmakla mümkündür. Almanya’da her bir çeşit boyunduruk kırılmadan hiç bir boyunduruk kırılamaz. Almanya’nın esası değişecekse, Almanya esastan değişmelidir. Alman’ın kurtuluşu insanın kurtuluşudur. Bu kurtuluşun kafası felsefe, yüreği proleteryadır. Proleterya ortadan kaldırılmadıkça, felsefe gerçekliğe kavuşturulamaz; felsefe gerçekliğe kavuşturulmadıkça, proleterya ortadan kaldırılamaz.

Gerekli bütün iç şartlar yerine geldiğinde, Alman yeniden-dirilişinin günü Gal Horozu’nun* ötüşüyle ilan edilecek.”