Devlet meselesi

kukla3“Yok kanun. Yap kanun!” –Enver Paşa.

“Bu özdeyiş”in günümüzde “çağın ruhu”yla uyumlu olmadığını düşünenler yanılırlar, yanıldıklarını da bilmezler. Ne ki işin ilginç yanı bu değil. Sözde jakoben İttihatçı zihniyete alternatif diye öne sürülüp ardına destek yığılan AKP olgusunun iç yüzünü bir kez daha sergilediği için ilginç.

Despotik ve tutucu Merkez (devlet) karşısında mazlum ve değişimci Çevre’nin (“halkımız”) temsilcisi ve fedaisi ilan edilen AKP ricalinin ibreti âlem yönetim anlayışı... 1912 Osmanlı Meclis-i Mebusan seçimi İttihatçıların “sopalı seçim”i diye ünlenmişti. 2007 TBMM seçimi AKP’lilerin (millî görüşçüler demekte ne mahsur var?) “kömür çuvalı seçimi” diye şimdiden tarihe maloldu!

Değişen bir şey mi var?

Varsa ne?

Merkez bankası Ankara’dan İstanbul’a taşınsın mı, taşınmasın mı? Bizim ilgi alanımıza girmiyor. (Hâmiş: TV’de haftanın dört akşamının Hacı Ecvet’i M.Barlas şakayla karışık pekâlâ ciddiyetle “Niye Diyarbakır’a taşınmasın?” dedi. Bundan kim ne anladı bilemeyiz ama biz –her zamanki fesat aklımızla– anlayacağımızı anladık ve Türk devletinin en şedit bir emekli generalinin dahi aklına gelmeyecek bir şovenizm harikası önerinin mümai leyhin ağzından işitilmesine doğrusu şaşmadık.) Hâmiş bu kadar.

Ama başbakanın sergilediği “Yok kanun. Yap kanun” zihniyeti fazlasıyla ilgi alanımız içinde. Bu kafayla karşı karşıya olunmasaydı ne iyi olurdu herkes için ve de ülke, toplum ve insanlık için diye değil de, bu kafadan bu tür temennilerle kurtulmanın mümkünü olamayacağına göre ne yapılması ve nasıl yapılması gerektiğinin bir kez daha bu münasebetle gündemimize girmesinde âcil yarar gördüğümüz için.

Kafaları ve yürekleri her fırsatta Tayyip Bey ve takımının dediklerine ve yaptıklarına basan belli bir allâmeler güruhuna bakılırsa bu ülkede ille de ele alınıp âcilen çözülmesi şart olan bir devlet meselesi var. Devlet meselesi deyince hemen ve her şeyden önce kadın başı örtülsün, örtülmesin kavgası gündemi işgal ediyor. Üniversitede okumak isteyen genç kızın başının örtüsü herkesi en başta meşgul eden devlet meselesi oldu çıktı. Ne yapmalı ki genç kızlarımız üniversitede okuma hakkından yoksun kalmama adına dinî inançlarının hiç değilse bir tek gereğini yerine getirebilsinler?

Yok kanun. Yap kanun!

İstanbul’da Tuzla tersanesinde her ay ortalama 8-10 işçi “kaza” yoluna ölüyor, ya da ömür boyu sakat kalıyor. Bunu önlemek için var mı kanun? Var! Var da, kim dinliyor kanunu? Dinletmek için, “Yok kanun. Yap kanun!” diyen var mı, peki? Bazen yapacakları tutuyor da, onu da yürürlüğe sokup uygulatmayı üç beş yıl erteledik diyerek nisyana terkediyorlar. Kim? Mazlum Çevre’nin despot Merkez ile cebelleşen fedaileri! Unakıtanlar, şunlar bunlar... Despot mespot, artık Merkez’de biziz onunla cebelleşenler de. Var mı bir diyeceğiniz! diye kabadayılık taslayanlar...

İşçinin hayat memat meselesi devletin meselesi mi? Tuzla tersanesinde çalışan işçi yaşıyormuş, ölmüş, neden, nasıl ölmüş, devleti ne ilgilendirir? Tuzla tersanesinin yıllık ekonomik büyümeye katkısı ne? İhracatta kaç milyon dolarlık yeri var? Hazineye ne kadar vergi geliri sağlar? Alınan/alınacak onca dış borca teminatın ne kadarını karşılamaya yarar? Türkiye’yi şurdan alıp şuraya götürmekteki payı nedir... Tersane, üç, beş, on işçisi de eksilse yine tersanedir. Ölen ölür, ölmeyenler bizimdir! Bu bir.

İkincisi: Halkımızın Merkez Bankası’nın İstanbul’da yeri yöresi çoktan belirlenmş bir muhite taşınmasına karar vermiş olan fedailerinin en baştan başlayarak tümünün İstanbul’un yeniden imarı ve “kentsel dönüşümü”ne ya da yoktan yeniden var edilmesine canla başla katkı yapan ve daha da yapmak isteyen kaç inşaat şirketinde sermaye ortağı olduklarını bileniniz var mı? Neyi ne kadar biliyorsunuz? Bilmek istiyormusunuz? Bileceksiniz de ne olacak?

“Kısa çöp uzun çöpten hakkın alacak!” Uzun çöpten “kısa çöp hakkını” değil, uzun çöp hakkını, yani “hak” ne ise tümünü AKP’liler kendileri alacaklar. AKP budur.

Merkez Bankası İstanbul’a ya taşınacak ya taşınacakmış! Yok mu kanun? Yap kanun!.. M.Bankası başkanı olacak zat (eşinin başı boşu boşuna örtülü değil!) Ankara’dan taşınmaya karşıymış, istemiyormuş. Niye istifa ederim demiyormuş? Başkan olmaya cesareti var da olmamaya niye yok?

Yoktur.

Öleni gideni ölür gider, kalanlar... kimindir?