İşkence

Niçin hiç bir yurttaş polisler tarafından yoldan, meydandan alınıp karakola götürülmemek için canını dişine takıp direnmeden edemiyor? Polisin, jandarmanın, hapishane gardiyanlarının işkence, dayak, kötü muamele altında öldürdüğü, sakat bıraktığı, hayatını kararttığı yurttaş sayısına bir bakın... Bir de bu suçların failleri oldukları yüzde yüz sabit ve hattâ mahkeme kararına bağlanmış kaç devlet görevlisinin TCY’de yazılı ilgili cezalara çarptırıldığına bakın.

Âmirleri tarafından korunup kollanıyor, çoğu kez mahkemeye çıkmaları bile yasalar gereği (!) engelleniyor. Ya da çıkarıldıkları mahkemelerde hep “beraat” ediyorlar ya da, yıllar boyu süren tutuksuz duruşmalar ardından dâva zaman aşımından düşmemişse, sûretâ bir-iki yıl ceza alıyorlar, cezalara her seferinde “iyi hal”den indirim uygulanıp 3-5 bin YTL. para cezasına çevrilerek dosya kapatılıyor.

Ne bu?

Sıfır tolerans!

Evet, işkenceci polis, âmirleri tarafından –karakol komiserinden, emniyet müdürüne, valisine, bakanına, başbakanına, C. başkanına kadar– korunmakta, kollanmaktadır. Çünkü asayiş görevlisi devlet memurları işledikleri her suçu işlemeye onlar tarafından bilhassa teşvik ve sevk edilmektedirler. “Münferit olay” tekerlemesi sistematik işkenceyi örtme kastıyla resmî ağızlara pelesenk olmuştur. İşkencenin fiilî uygulayıcılarını kayırıp kurtarmak farz olduğu için.

Adalet bakanı olacak kişi kendi ağzıyla söylüyor: “Bana istifa et diyorlar. Ben istifa edersem olayların ardı kesilecek mi?” Kafa bu. Şahıs adalet bakanı! Üstelik, milletvekili. Seçilmiş de gelmiş, dini bütün Milli Görüşçü. Sözde halk temsilcisi. Sırası geldiğinde “seçilmişler/atanmışlar” çelişkisi üzerine ettiği laflardan mangalda kül kalmaz, sonra da atanmış işkencecilere ve âmirlerine kol kanat germenin her türlü yasal mekanizmasını işleme koyar.

Güvenlik kuvvetleri mensuplarınca işlenen her suç, devlet/hükümet politikası gereğidir. Çünkü bu devlet/bu hükümet (ya da bu devlette bir başka hükümet) bu toplumda –bu toplum yurttaşların hâlinin ve geleceğinin yerli, yabancı harâmilerin eline teslim edildiği koşullarda bunca gelir adaletsizliği ile ve bu adaletsizliği bunca umursamazlıkla böyle bir toplum olduğu için ve olduğu sürece– kıyametin kopmasının başka türlü önlenemeyeceğini pekâlâ bilerek siyasî kariyerlerini de, insanî değerlerini de devlete ve devletin temsil ettiği çıkarlara adamış insanların elindedir:

İşkenceye sıfır toleransmış!

Siz kim, o ne?

Burası neresi?