Haruspex

kukla3Kurban âyininde yırtıcı kuşların karaciğerleriyle bağırsaklarını okuma ilminin üstadlarına eski Roma’da verilen isim!

Yakın dönemde bizim buralarda bu ilmin öne çıkan ilk üstadları, ABD’li “kon”ların Irak macerası sırasında türemişti. ABD’nin hal ve geleceğinin “kon” vizyonundan kendilerine ve temsil ettikleri çıkar çevrelerine pay çıkarmayı mesleklerinin icabı sayan Çandar, M.Altan, Barlas, Birand türü ABD ciğerini herkesten önce ve herkesten berrak okuma meraklısı tipler, hatırlayın, tek kutuplu dünyayı ve o dünyanın yegâne hâkimi ABD gerçekliğini “doğru” okumanın nasıl hayatî bir öneme sahip olduğunu, zamanın önde gelen emekli uzman generalleriyle ağız birliği ederek hepimize anlata anlata bir hâl olmuşlardı. O ABD’nin gücüyle bölgemizde ve dünyada ne değerli bulunmaz Hint kumaşı demokrasi, özgürlük ve medeniyet çığırı açılacağı konusundaki analizlerini, öngörülerini şimdi tekrarlamayalım. Bugüne bakalım.

Bugün ne oluyor? Aynı okumalar aynı o zamanki gibi sürüyor! Aradan o kadar yıl geçti, olanlar oldu, tarih sahnesinde at koşturan yine Amerika! Dünkü başkan gitti, şimdiki başkan geldi. Yine, Amerika gerçeğini “doğru” okumak gerekiyor! Doğru okunması gereken, yine Amerika gerçeği!

“Obama’nın fikirleriyle değişmiyor Amerika. Amerika değiştiği için Obama gibi birini başkanlığa getiriyor.” Böyle diyor çarpıcı söz düzme meraklısı yeni yetme densiz ukalalardan biri. (A.Altan, “Aptallık çağı bitti”, Taraf, 5 Haziran 2009.)

Kartalın karaciğer ve bağırsak çözümlemelerinde demek ki şimdi bu görünüyor: Amerika’da “değişim”!

Dünyanın hâlini ve geleceğini doğru okumak için yine ve tekrar, ve bir kere daha Amerika!

“Savaşı bitirirken herkese de her türlü savaşı bitirmesini öğütlüyor”muş! Kim? Obama hazretleri! Hangi savaşı bitirirken?

Amerika’nın Irak halkına yaşattığı altı yıllık Holokost’un ardında kalan, bugün, biten bir savaş mıymış? Nasıl bitmiş ya da bitiyormuş o savaş öyle sanki hiç başlamamış ve altı yıl sürüp dünyayı milyonlarca insanın başına yıkmamış gibi?

Bunu diyebilmek, yani dünyayı böyle görüp algılamak ve böyle dile getirmeye cüret edebilmek için insanın ne menem bir şey olması gerektiğine siz karar verin!

Irak’ta hâlen mevcut 150 bin Amerikan askerinin en az 50 bininin daha kim bilir kaç yıl oradan çıkmayacağı Obama yönetiminin kendi tahmini. Peki çıkanlar ne olacak? Onlar Afganistan halkının üzerine salınacak. Salınıyor bile. “Değişen” Amerika’nın resmî ve alenî politikası! Orada (ve giderek artan bir oranda Pakistan’da da) şimdiye kadar misket ve petrol bombalarıyla öldürülen kadın, erkek, çocuk, ihtiyar insan sayısı yetmedi. Ölenlerin ve her Allahın günü daha öldürülecek olanların hangi insanlık ve medeniyet değerlerine kurban edileceğinin, bundan önceki Buş yönetiminin Irak’ta yediği herzeler için ileri sürülen gerekçelerden mek parmak farklı bir gerekçesi var mı?

Amerika demek ki işte böyle “değişmiş” bulunuyor. Peki,Obama Hazretleri ne için seçilmiş oluyor?

Bu iş böyledir. Dünyanın ve dünya üzerinde yaşayan insanların tek bir meselesi olduğunu, onun da bütün diğer meselelerinin çözümü için gerekli anahtar olarak Amerika’yı doğru okumak olduğunu bir kere keşfettiniz mi gerisi kendiliğinden gelir: Göz göre göre yalan, vicdan kararması, güç tapıncı, haddini bilmez kibir ve hezeyan...

Afganistan’da ABD’nin özel bir üssü var. Adına Bagram deniliyor. Orada yerlerinden yurtlarından koparılıp alınmış bir takım insanlar Obama’nın yeni direktif ve yönlendirmeleriyle yeni tip “hafifletilmiş” işkenceler altında kırılıyorlar. Böyle bir şey yokmuş, kartalın ciğer döküntüleri arasından hiç kan sızmıyormuş gibi, aynı Obama için, “Aklın ve çağın sesi olarak bu çağa ayak uyduramayanları uyarıyor,” diye yazmak ve ardından, “Obama’nın söylediklerini anlamayanların ve bunu uygulamayanların başı belâya girecek,” diye eklemek en hafif tabirle, ne menem bir haddini bilmez pişkin cüretkârlıktır?

Sorun, Amerika’yı son altı, yedi yıl içinde bir ikinci defa böyle okuyanların, okuduklarını üstelik bu tarz bir devşirme küstahlıkla ifade etme cüretini nereden aldıkları değil.

Sorun, düpedüz, cehalet!

Cehaletin böylesi.

Amerikan kartalının bağırsaklarında olup bitenleri keşfedip mest olanlarda dünyayı görüp bilmeye hâl kalmaz. Ellerine ve yüzlerine bulaşan bağırsak pisliğini dünyanın ve insanlığın ahvali sanmaktan başka seçenekleri yoktur. O nedenle altı yıl önce olan, bugün böyle terbiyesizce tekrarlanıyor. Kendilerine başka ezber bulamıyorlar.

Evet, yalan, vicdan kararması, güç tapıncı, kibir ve hezeyan..!