Şaka gibi

kukla2Sekiz yıllık AKP iktidarından artık ne edip edip kurtulmak gerektiği noktasına gelindi. Peki ama bu nasıl olacaktı? Cevap gökten beklenirken bir şantaj kasedinden çıktı:

Kılıçdaroğlu!

Kılıçdaroğlu “umutsuz”ların umudu oldu. Beklenen neydi? Türkiye’nin daha demokrat, daha özgür olması. Yolsuzluk ve hırsızlıkların son bulması. Çalışanların vahşi sömürüden kurtulup “mâkul sömürülme”ye hak kazanması, nisbeten daha rahat nefes alması. İşsizlerin iş bulması. Türkiye’nin AB ekseninden kopmaması. TC’nin “solsuz” kalmaması...

Bütün bunların olabilmesinin önündeki engel AKP iktidarı, çaresi ise Kılıçdaroğlu önderliğinde nihayet sosyal demokrat bir parti olma şansını yakalayan CHP idi.

Türkiye’nin eksiği Kılıçdaroğlu’ydu.

Kılıçdaroğlu’nu yeni bir umut gibi sunan ve bu ucuz numarayı, ne büyüklükte bir “sürü”nün yutacağının hesabına yatan CHP’li uyanık zevatı anladık da, saçı “sol (sosyalist)” siyasette ağarmış nicesinin de bu gelişmeden, sevinmekle kahrolmak arasında etkilenmesine ne demeli? CHP ulusalcı-devletçi yerine çakılıp kaldıkça onun terkettiği tarlada bizim “güleryüzlü, vicdan sahibi, AB kriterlerine de cuk oturan “yeni sol”culuğumuz palazlanacaktı sözüm ona. Şimdi bu imkân da ortadan kalktı ve Ufuk Urasçılık dediğimiz şeyin nasıl boşlukta debelenmekten başka bir şey olmayacağı iyice açığa çıktı. Belli bir toplumsal tabana yaslanarak derinden yükselip gelen bir dalgayı temsil etmediğine göre Kemal Kılıçdaroğlu’nun yükselttiği umutlar dünkü –ve bugünkü– CHP’ye bağlanıyor demektir. Bu da Türkiye solunun tedavi kabul etmez “bağımlılık” hastalığına işaret eder.

CHP’nin ille de sosyal demokrat olmasını istemek ve beklemek ne demektir ve bu kim adına istenmektedir?

Birincisi, CHP niçin sosyal demokrat olacakmış? Böyle bir zorunluluk yok ve eğer varsa, Ecevitler denedi, Karayalçın denedi, dişe dokunur bir şey mi çıktı? Diyelim muradınız en azından Chavez gibi, yapamasa bile kırıp dökecek ve hesap soracak bir yiğitliktir; bunu, en büyük övüncü “devlet kurmuş olmak” olan bu CHP ve onun bu lideri mi yapacak? En iyi, en has, üstelik işçi ve emekçiyle sözüm ona birlikte yürüyen sosyal demokrasi Avrupa’da emekçilerin ve yoksullaşmakta olan yığınların hangi söküğünü dikmiş ki, Türkiye’de bir işe yarayacak! CHP’nin temel varsayımı, “halk” kandırılabilir bir “sürü”dür, her söylediği palavra olan AKP bu halkı kandırmayı becerdi ve iktidar olduysa onun yaptığını ben de yaparım ve ben de iktidar olurumdan ibaret değil midir? Baykal liderken CHP göstermelik de olsa hiç değilse laiklik, cumhuriyet, hukuk devleti gibi, toplumun her kesimine bir yerinden değen “genel çerçeve” sorunlarla ilgilenirken, Kılıçdaroğlu ile birlikte başlattığı “yeni” olan tek şey, AKP’nin doyurduğundan bir kaç bin fazla yoksulun karnını, cami altı tüccarı hababam usulle değil de, CHP’nin devletçiliğine yakışır görünen bir biçimde doyuracağını vâdetmesidir. Her aile –babasına değil de– anasına ayda şu kadar maaş bağlamakla sosyal demokrat ve sosyal devletçi olunacağını kim anlatmış acaba Kılıçdaroğlu’na?

Aradan sekiz yıl gibi işçi ve emekçilerin, yoksul köylü yığınlarının IMF gözetimi altında yediği uzun mu uzun bir dönem geçti. Yüz binlerce insan AKP siyaseti ile ve büyük özelleştirmelerle işinden atıldı. Araya kriz girdi ve yine bir global sermaye güdümlü AKP tercihi olarak işsizlik ve yoksulluk aldı yürüdü. Hoşnutsuz (ellerine açlık sınırı altında ya da üstünde bir şey geçmediği için değil, ellerine geçeni neye, nasıl yetiştireceklerini bilemedikleri için hoşnutsuz) yığınlar, yolunu bulsalar AKP’yi değil devirmek, bir kaşık suda boğacak kadar kin ve öfke biriktirdiler.

O kadar büyük kin ve öfke öyle her babayiğidin sırtlanıp şurdan şuraya taşıyabileceği bir yük değildir. CHP bir gecede boyacı küpüne düştü de mi renk değiştirdi ki bu toplumsal öfkeyi kendine kanalize edecek ve iktidarı değiştirecek?

Solun aklını başına devşirmesi gerekiyor. AKP gibi bir iktidar ancak “Devr-i Sabık” yaratmayı, yani işçiler, emekçiler, bütün çalışanlar ve işsiz bırakılıp sürünmeye mahkum edilenler, bu topraklarda böyle bir hayatın kahrını çekenler için sahiden başka bir gelecek yaratmayı göze alan ve bunu açıkça belli eden bir iktidar hamlesiyle kurtulmak mümkün olabilir. Bu da CHP ile, CHP’nin vitrin yenileme atraksiyonları ile olacak iş değildir. Savaşçı bir sınıf mücadelesini, kalıcı bir emek cephesini zorunlu kılar.

“Yapamıyorum!” diyorsan otur oturduğun yerde. Boşa konuşma! Zaten emekçilerin de senden bir beklentisi yok. Siyaset senin neyine?