Demokratik Vicdan Hareketi

kukla1Ufuk Uras, platformuyla birlikte ÖDP’den ayrıldı. ÖDP “Dev-Yol” partisi olarak kaldı. Uras partiden “Solda Büyük Buluşma”yı gerçekleştirmek için ayrıldıklarını açıkladı. İlk çelişki bu açıklamadaydı. Çünkü ÖDP, Türkiye sosyalist solunun önemli bir kesiminin, reel sosyalizmin yıkılışından sonraki dünya ve Türkiye koşullarına siyasi intibak yönünde attığı önemli bir adımdı. Başka ifadeyle ÖDP, ahvalinde olabilecek en büyük buluşmaydı. Ama buluşma büyük olsa bile sonuç küçük olabiliyor. O zaman merak etmek gerekir: Bütün ayrılmalardan sonra ÖDP mi Dev-Yol’a kalmıştı, yoksa ÖDP’de sadece Dev-Yol mu kalmıştı? Bunun yanıtı solun bundan sonra yapacakları ve yapması gerekenler açısından önemlidir.

Kızılcık olarak şunu peşinen söyleyebiliriz: ÖDP deneyimi, geçmişte partililik bilinciyle övünenlerde bu bilincin çöktüğünü, geçmişte partililik bilincinden yoksun olmakla eleştirdiğimiz Dev-Yol hareketinde bu bilincin geliştiğini göstermiştir. Türkiye’de “sol” dendiğinde, herkes birbirini tanıdığı için, Ufuk Uras’ın söylediği “Solda Büyük Buluşma”nın ne olduğu hemen anlaşıldı. Uras’ın ÖDP’den ayırdığı platformuyla Murat Karayalçın’dan Hüseyin Ergün’e kalan SHP buluşacaklar. Bu, böyle, “küçük buluşma” olurdu. Buna Alevi gruplardan biri katılacak.

DİSK başkanı Süleyman Çelebi’li 10 Aralık Hareketinin de adı geçiyor. Siyasi yelpazede böyle bir boşluk bulunduğu fikrinde olan tek tük sosyalist aydınlar da katıldığında hakikaten buluşma büyümüş olacak! DİSK’te ne işçi, ne de işçi ruhu kaldığı için, emek dünyası ile buluşmaya sıra daha sonra gelecek.

“Demokratik Vicdan Hareketi”... Zarf bu. Zarf o kadar şeffaf ki, mazrufunu aramaya gerek yok.

Samimi oldukları anlaşılıyor. Solun geçmiş siyasal yaşamı çok yorucuydu, son yirmi yıllık siyasi yaşamı da yorucu oldu. Bundan ve bu yorucu yaşama kaynaklık eden temel varsayımdan kurtulmak gerekiyordu. Bu adım adım olurdu. “Ne geçmiş tükendi” ile “ne de gelecek” arasına “aşk ve devrim”i sıkıştırmakla başlardı. Geçmişinden kurtulmak isteyenlerin önüne, bilimsel olarak da sabittir, nasıl sonuçlanacağı önceden bilinemeyen şizofrenik bir alan çıkardı. Belirtileri genellikle şöyle olurdu: Siyasal ve toplumsal devrimler çağını kapattık. Bilimsel ve Teknolojik Devrim çağına geçtik. Güleryüzlü kapitalizm geldi. Ama her şeye rağmen “solculuk” bitmedi. Geçmişten ve emek kategorisinden koparılmış bir yeni sol tanımı gerekli olmuştur. Bu yeni sol tanım yapılmayınca, soldaki buluşmalar küçük kalır... Haydi Büyük Buluşma’ya!

Ufuk Uras ve platformunun, geçtik Türkiye sosyalist hareketinin yüz yıllık tarihini sindirmesini, 22 Temmuz 2007’de Uras’ın içinde yer alarak milletvekili seçilmesini sağlayan toplumsal hadiseyi bile doğru anladığından kuşkuluyuz. Aynı şeyi, bugün söylenen Büyük Buluşma ile gerçekleştirmeye yeltenseydi, Uras değil seçilmek, başvuru dosyasını bile seçim kuruluna veremezdi. O gün Türkiye genelinde ortaya çıkan o “olgu”yu da geldiği yere gönderen, Uras’ın bugün adına “Demokratik Vicdan Hareketi” denilen görüşleriydi. Yüz yıllık sosyalist siyasi mücadele tecrübesi adına konuşma hakkımız yok ama belki uyarıcı olur diye, bu tecrübeden süzülmüş bir kaç noktayı hatırlatmak isteriz:

“Sol liberalizm” diye bir şey icadettik. İcad ettiğimiz şeyin siyasi yelpazedeki, boş kaldığını varsaydığımız yerini doldurmak istiyoruz. Ne yapacağız orada? Demokrasiye odaklanmış, Türkiye’nin AB ile bağlarını güçlendirecek bir siyaset yapacağız. Bunu, halkımızın buna şiddetle ve âcilen ihtiyacı olduğu için yapacağız. Kürtlere de bir yararı dokunur elbette diye yapacağız. Toplumsal sorunu çözmeye sıra ondan sonra gelecek. Sosyalizmin taliplisi yok. Ne gerek var illa sosyalizm diye yırtınıp durmaya? Öyle kolay değil o iş. Gün emek dostu olma günüdür!

Bu tarzın Kemalizm’in yeni bir türevi olduğunu, bir hayli “Kadro” kokusu saldığını söylersek, bu arkadaşlara çok mu zulmetmiş oluruz?

ÖDP’den ayrılan platformların veya grupların en çok uğraştıkları şeyin, kendilerine bir tanım bulmak olduğunu gördük. Bu da ÖDP’nin az çok ortak varılmış bir sol tanım olduğunu gösteriyor. Demokratik Vicdan Hareketi kendini tanımlamaya giriştiğinde hanyayı konyayı anlayacaktır.

SHP genel başkanı Hüseyin Ergün’ün elinde, bir hayli emek verilmiş hazır tanımlar bulunmaktadır ve bu tanımlar, halâ solda ve Marksist olanlar için, ne yazık ki itici tanımlardır. Bu nedenle sadece dikkatli olmak yetmez, aynı zamanda “sorumlu” olunmalıdır.