Suistimal

“Açılım! Açılım!” dedikleri, Başbakan Erdoğan’ın bunca “içtenlik”le ve “hulus”la, sık sık gözleri yaşara yaşara “halkı”na ve “milleti”ne armağan etmek istediği -yine Başbakan’ın deyişiyle- “süreç” fiilen neyi öngörüyor? PKK’yi silahsızlandırmayı değil mi? Bu neyle, nasıl sağlanacak Başbakan’ın sözünü ettiği o “süreç”te? Üç köyle kasabanın gasp edilmiş Kürtçe adını Kürtlere geri bahşedip Mardin Üniversitesinde Kürtçe Dili ve Edebiyatı bölümü kurulmasına bile cevaz vermeyerek mi? Kürt sorununun çözümü bağlamında bu tür açılımlarla PKK’nin böyle bir şeye ikna edilemeyeceği çok açık. Bu tavrın “Kürt açılımı”nı Kürtlerin yüzüne kapatmaktan başka bir şey olmadığı da yine bir o kadar açık.

Açılımın ne olduğu ve ne olmadığı Başbakan’ın “bakanım”, şuyum buyum dediği kimi AKP ve Hükümet kodamanlarının ağlama dozu bir yükselip bir alçalan demeçlerinden çok, G.Kurmay başkanının ve diğer yüksek kumandanların kasıt dozu hep yükselen beyanlarından daha en baştan anlaşılmıştı. Bu konuda Hükümetle G.Kurmay arasındaki vizyon ve anlayış birliği Ağustos başındaki MGK bildirisinde de açıkça belirtilmişti. “Açılım”dan —Kürt açılımı da dense, demokrasi açılımı da dense— ne kastedildiği daha o gün anlaşılmıştı.

Bu durumda “açılım”dan (ya da PKK’nin silah bırakmaya ikna edilmesi projesinden) geriye 2009 yerel seçim sonuçlarından çıkarılan dersler bağlamında AKP adına sahneye konulan çok yönlü ve kapsamlı bir propaganda operasyonundan başka bir şey kalıyor mu?

Bir tek “açılım” taşıyla kaç kuş!

Sayın da bakın.

AKP gibi bir partiden baştan beri ve hala demokrasi bekleyenlerin kucağına bir tane...

Kürt sorununun “çözümü” diye Diyarbakır Kalesi arkasına yığılan siyasi iradeyi dağıtıp Barzaniciliğe (ve o yoldan AKP’ye ve Amerikan siyasetine) prim sağlama gayretine bir tane...

Ekonomik kriz geçiyor denilerekten, derinleşen vahim ve acil şartların üstünü örterek günden değiştirmeye bir tane.

CHP ile MHP’yi siyasi bedelini karşılamakta çok zorlanacakları anti-ABD’ci ve anti-AB’ci bulanık sulara iteklemeye bir tane...

AKP ile ordu arasında milli birliği pekiştirme bazında iş ve kader birliğini pekiştirme yönünde AKP siyasetinin ihtiyaçlarını karşılamaya bir tane...

Daha sayalım mı?

Demokratik, vb. açılım mı, AKP’nin şimdiden başlatılan seçim kampanyası mı? Bir başka deyişle Kürtler için de bütün ülke halkı için de bunca acil, hayati öneme haiz bir sorunun Erdoğan ve şürekası ile arkalarında saklı iktidar “kabal”ı (fitne yuvası) tarafından suistimali değilse ne?